Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2021/8638 E. 2022/152 K. 11.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/8638
KARAR NO : 2022/152
KARAR TARİHİ : 11.01.2022

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, bozmaya uyularak ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Anayasamızın 141. maddesinde, yargılamanın aleniyeti ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda yargılamanın açık olarak yapılması ve yargılamanın sonunda verilen kararın da açıkça belirtilmesi esastır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 28. maddesinde de bu husus belirtilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddesinde hüküm, hükmün verilmesi ve tefhimi; “(1) Mahkeme, usule veya esasa ilişkin bir nihai kararla davayı sona erdirir. Yargılama sonunda uyuşmazlığın esası hakkında verilen nihai karar, hükümdür. (2) Hüküm, yargılamanın sona erdiği duruşmada verilir ve tefhim olunur. (3) Hükmün tefhimi, her hâlde hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. (4) Zorunlu nedenlerle sadece hüküm sonucunun tefhim edildiği hâllerde, gerekçeli kararın tefhim tarihinden başlayarak bir ay içinde yazılması gerekir. (5) Hükmün tefhimini, duruşmada bulunanlar ayakta dinler. (6) Hükme ilişkin hususlar, niteliğine aykırı düşmedikçe, usule ilişkin nihai kararlar hakkında da uygulanır.” şeklinde açıklanmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesinde de, bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiği “(1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar. a)Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini. b)Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini. c)Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri. ç)Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini. d)Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını. e)Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi. (2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” şeklinde açıklanmıştır.
Yukarıda anılan yasa hükümleri gereğince mahkeme hükmünün hukuki varlık kazanabilmesi için onun tefhim edilmesi, verilen kararla, ne şekilde tefhim edildiğinin duruşma tutanağına yazılması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 294. maddenin 4. fıkrası gereğince, zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belirli bir süre içinde yazılması mümkündür.
Kısa karar, bir davayı sona erdiren (niha-i) temyizi mümkün olan son kararlardandır. Bu kararla mahkeme davadan elini çeker ve davayı sona erdirmiş olur. Asıl olan kısa karardır. Bu gibi hallerde de Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın da buna uygun olarak düzenlenmesi gereklidir. (10/04/1992 gün ve 7/4 sayılı içtihadı birleştirme kararı) Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 2011/21-23 E. – 268 K., 2012/6-97 E. – 203 K., 2012/10-149 E. – 291 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
İnceleme konusu eldeki davada, mahkemece 23.02.2021 tarihli celsede tefhim edilen kısa kararda; davacının davasının kısmen kabulü ile, 1-Davacının davalı … Turizm Ticaret Limited Şirketinde 01/08/2000 ile 31/10/2000 tarihleri arasında 90 gün, 01/05/2001 ile 30/06/2001 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2001 ile 31/10/2001 tarihleri arasında 95 gün, 01/05/2002 ile 30/05/2002 tarihleri arasında 30 gün, 01/05/2003 ile 30/06/2003 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2003 ile 31/10/2003 tarihleri arasında 120 gün, 01/05/2004 ile 30/06/2004 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2004 ile 30/10/2004 tarihleri arasında 120 gün olmak üzere toplam 815 gün aylık prime esas asgari ücretle, 01/05/2005 ile 30/06/2005 tarihleri arasında aylık 1.143,56 TL prime esas kazançla 60 gün, 01/07/2005 ile 31/10/2005 tarihleri arasında aylık 1.143,56 TL prime esas kazançla 120 gün, 01/05/2006 ile 30/10/2006 tarihleri arasında aylık 1.242,54 TL prime esas kazançla 180 gün, 01/05/2008 ile 10/06/2008 tarihleri arasında aylık 1.423,66 TL prime esas kazançla 40 gün, 18/10/2008 ile 30/10/2008 tarihleri arasında aylık 1.494,56 TL prime esas kazançla 13 gün, 01/05/2009 ile 18/06/2009 tarihleri arasında aylık 1.558,44 TL prime esas kazançla 48 gün, 01/05/2010 ile 02/06/2010 tarihleri arasında aylık 1.705,86 TL prime esas kazançla 32 gün çalıştığının tespitine, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise tashih şerhi ile; “Davacının davalı … Turizm Ticaret Limited Şirketinde 01/08/2000 ile 31/10/2000 tarihleri arasında 90 gün, 01/05/2001 ile 30/06/2001 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2001 ile 31/10/2001 tarihleri arasında 95 gün, 01/05/2002 ile 30/05/2002 tarihleri arasında 30 gün, 01/05/2003 ile 30/06/2003 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2003 ile 31/10/2003 tarihleri arasında 120 gün, 01/05/2004 ile 30/06/2004 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2004 ile 30/10/2004 tarihleri arasında 120 gün, 01/05/2005 ile 30/06/2005 tarihleri arasında 60 gün, 01/07/2005 ile 31/10/2005 tarihleri arasında 120 gün olmak üzere toplam 815 gün aylık prime esas asgari ücretle, 01/05/2006 ile 30/10/2006 tarihleri arasında aylık 1.242,54 TL prime esas kazançla 180 gün, 01/05/2008 ile 10/06/2008 tarihleri arasında aylık 1.423,66 TL prime esas kazançla 40 gün, 18/10/2008 ile 30/10/2008 tarihleri arasında aylık 1.494,56 TL prime esas kazançla 13 gün, 01/05/2009 ile 18/06/2009 tarihleri arasında aylık 1.558,44 TL prime esas kazançla 48 gün, 01/05/2010 ile 02/06/2010 tarihleri arasında aylık 1.705,86 TL prime esas kazançla 32 gün çalıştığının tespitine” şeklinde maddi hatanın tashihine karar verilerek, usul ve yasaya uygun şekilde kısa karar oluşturulmaksızın gerekçeli karar yazıldığı, kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular üzerinde durulmadan çelişkili hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde davalı taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm sair yönler incelenmeksizin bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, 11/01/2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.