YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/594
KARAR NO : 2013/15066
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında müştekiler … ve …’e karşı dolandırıcılık suçlarından kurulan hükümlere yönelik incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanığın tanık …’a ait bakkal dükkanından, 5,75 TL değerinde alışveriş yaparak 100,00 TL uzattığı, tanık …’in bozuk parası olmadığını beyan ederek dükkanında misafir olarak bulunan müşteki …’dan parayı bozmasını istediği, müşteki …’ın sanıktan 100,00 TL değerindeki banknotu alarak, 50,20,20 ve 10,TL’lik baknotları verdiği, sanığın alışverişini tamamlayıp bakkal dükkanından ayrılacağı sırada müşteki …’a 50,00TL eksik verdiğini söylediği, müştekinin eksik para vermediğini söylediği ancak sanığın cebindeki parayı göstererek 50,00TL’nin eksik olduğu hususunda ısrarcı olması üzerine, müştekinin, yanlış para üstü verdiğini düşünerek sanığa 50,00 TL daha verdiği, sanığın bu defa müşteki …’ın kalfa
olarak çalıştığı eczaneden 5,00 TL değerinde şurup satın aldığı ve o sırada müşteki …’dan almış olduğu bozuk parası olmasına rağmen tekrar 100,00 TL para verdiği ve müştekiden 95,00 TL para üstünü aldığı, bir ara arkasını dönerek yanındaki tanık … ile konuştuğu, para üstünü cebine koyarak müşteki …’a 20,00 TL eksik verdiğini söylediği, müşteki … yanlışlık olmadığını beyan ettiği halde sanığın para üstü olarak aldığı miktarı cebinden çıkarıp göstermesi üzerine, müştekinin yanlış para üstü vermiş olabileceğini düşünerek sanığa 20,00 TL daha para verdiği, sanığın hileli hareketlerle müştekilerden haksız menfaat temin ettiği anlaşıldığından her iki müştekiye karşı eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında her iki dolandırıcılık suçundan temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı ceza alt sınırdan belirlendiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle adli para cezası tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle tespit edilerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “10 gün” , “8 gün” ve “160TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine sırasıyla“ 5 gün” , “ 4 gün” ve “ 80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.