Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66482 E. 2013/9957 K. 29.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66482
KARAR NO : 2013/9957
KARAR TARİHİ : 29.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Sanığın yüzüne karşı tefhim olunan 17.03.2009 tarihli mahkumiyet hükmüne yönelik, sanığın yasal süresi geçtikten sonra yaptığı, 27.03.2009 günlü temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.un 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Sanıklar … ve … hakkında kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanıklardan …’ın müşteki firmanın yetkilileri ile irtibata geçerek …ta firmalarının olduğunu, babası …’ın da orada bulunarak işleri takip ettiğini, …taki hastaneden ihale aldıklarını beyan ederek tıbbi malzeme istediği, sanıkların satın alınacak malzeme için 200 yataklı askeri hastanesi baştabipliği için alınacak sarf malzemesi birinci keşif yazılı bir belgeyi müşteki firmanın yetkililerine faksladıkları ve bu malzemelerin …’ya gönderilmesini istedikleri, müşteki şirketin …’ya gönderdiği malzemelerin sanık … tarafından teslim alındığı, bu malzemeye ilişkin faturanın imzalandığı, yapılan araştırmada böyle bir ihalenin mevcut olmadığının tespit edildiği anlaşılmakla mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Cumhuriyet Savcısının mütalaasını verdiği 19.12.2008 tarihli celsede sanık … ve …’ın müdafii hazır olduğu ve sanıklar hakkında uygulanması gereken yasa maddeleri ve delillerin duraksamaya neden olmayacak şekilde tutanağa geçirilerek sanık ve sanık müdafiinden sorulduğu, 17.03.2009 tarihli son celsede hazır bulunan sanıklara ve sanık müdafiine son söz yerine geçmek üzere esas hakkındaki son savunmaları sorularak tutanağa geçirildiği, sanık … ve sanık … müdafiinin lehe hükümlerin uygulanması yönünde taleplerinin bulunmadığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19.06.2012 tarih ve 2012/3-97 Esas, 2012/245 sayılı kararı çerçevesinde, sanık …’ın aşamalarda zararı karşılamak istediğine ilişkin bir savunmada bulunmadığı gibi, zararın ödenmesi yönünde herhangi bir irade de ortaya koymamış olması karşısında, olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan katılanın uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşulu yerine getirilmediği anlaşılmakla bozma isteyen tebliğnamedeki düşüncelere iştirak edilmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine ancak;
Sanıklar hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve Sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.