Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/26458 E. 2013/18722 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/26458
KARAR NO : 2013/18722
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, vefat eden …’ı tanıması nedeniyle taziye ziyaretinde bulunmak için eşi olan katılanın yanına geldiği, …’ın birden fazla evlilik yapıp başka illerde de mirasçılarının bulunması nedeniyle katılanın miras paylaşımı hususunda bir avukata vekaletname verdiğini öğrendiği, katılana avukata çok para vereceğine 10.000 TL vermesi durumunda miras paylaşımı konusunda kendisine yardımcı olabileceğini söylediği, katılanında bu durumu kabul edip vekalet verdiği avukatı azlederek yerine söz konusu işlerin yapılması için sanığa vekalet verdiği, sanığın bu işleri yaparken bir müddet sonra katılana telefon açıp Antalya İline giderken şahsi borçlarından dolayı hakkında yakalama çıktığını 13000 TL para cezasını ödemez ise serbest kalamayacağını söyleyip katılana metropol binasında bir avukat ofisini tarif edip bu parayı yatırmasını istediği, katılanında gidip bu miktar parayı belirtilen avukata verdiği, akabinde sanığın paraya ihtiyacı olduğunu söyleyip katılana 60.000 TL’lik bir çek göstererek 17000 TL borç istediği ve çeki de katılana verdiği, katılanında bu çeke güvenip 17.000 TL parayı bankadan çekerek sanığa verdiği, sanığın da
verdiği çekin vadesinin 28 şubatta geleceğini borçlarını bu şekilde ödeyeceğini söylediği, ancak çekin vadesi gelmeden hemen önce bu kez katılana gelip çekin karşılığının olmadığını, elinde tapu olduğunu, tapuyu kabul ederse borcunu ancak bu şekilde ödeyebileceğini beyan ettiği, bu çerçevede katılana … … Sitesinde bulunan bir daireyi gösterdiği, katılanında parasını kurtarmak amacıyla bu daireyi almayı kabul ettiği, ancak sanığın dairenin fiyatının 105.000 TL olduğunu, 60.000 TL’lik çekin üzerine 45.000 TL daha verirlerse tapuyu alabileceklerini söylediği, katılanın buna inanarak 45000 TL parayı bankadan çekip sanıkla birlikte tapu işlerini halletmek üzere tanık …’ın emlakçı dükkanına gittikleri, burada oturdukları sırada sanığın açık kimlik bilgileri tespit edilemeyen üçüncü bir şahsı daireyi satan kişi olarak katılanla tanıştırdığı, daha sonra sanığın katılandan daire satım bedeli olan 40.000.TL parayı alıp üçüncü şahsa paranın kendisinde olduğunu tapuda imza attıktan sonra teslim edeceğini söyleyerek katılan ile üçüncü şahsı imza atmaları için tapuya gönderdiği, katılan ile diğer şahsın birlikte tapuya gittikleri sırada üçüncü şahsın katılana “siz asansör ile çıkın ben merdivenlerden çıkacağım” dediği, katılanında asansör ile tapu dairesine çıktığında kimseyi göremediği, ertesi gün tanık … ile birlikte tapuya giderek yaptıkları araştırma sonucunda söz konusu daire ile ilgili herhangi bir işlemin yapılmadığını öğrendiği olayda, mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 28.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.