YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/19357
KARAR NO : 2013/15183
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık … müdafii 22/04/2013 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettikten sonra 30/04/2013 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin talebi üzerine temyizden vazgeçtiğini belirtmiş olup, vekaletnamesinde temyizden vazgeçme yetkisinin bulunması, sanık … müdafii 17/04/2013 tarihli dilekçesi ile hükmü temyiz ettikten sonra sanığın bizzat ceza infaz kurumundan gönderdiği 18/04/2013, 09/05/2013, 24/05/2013 ve 12/08/2013 tarihli dilekçeleri ile temyizden vazgeçtiğini belirtmesi karşısında, sanık …’ın talebi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Giresun’da ikamet eden şikayetçiyi cep telefonundan öğle saatlerinde arayan kimliği belirsiz olup diğer sanıklarla işbirliği içerisinde bulunduğu anlaşılan bir şahsın, kendisini asayiş polisi olarak tanıtıp yanında Cumhuriyet savcısı bulunduğunu belirtip fondan polis telsizi sesi duyulmasını da sağlayarak şikayetçiye banka hesabından PKK’ya para aktarıldığını söyleyip, banka hesabı ve altınının bulunup bulunmadığını sorduğu, şikayetçinin olduğunu beyan etmesi üzerine şahsın yönlendirmeleri ve telefonu da sürekli açık tutmak suretiyle şikayetçinin önce bankadaki parasını çektikten sonra altınlarını da bozdurup şahsın verdiği sanık … adına açılmış PTT hesabına havale yapılmasını sağladığı, havaleyi yapan şikayetçinin telefonu kapattıktan sonra dolandırılmış olabileceğini düşünerek kısa süre içerisinde yatırdığı parayı geri çektiği, bu arada … PTT Çarşı Şubesine parayı çekmeye gelen sanık …’ın beraberindeki diğer sanık … ile birlikte yakalandığı, sanık …’nın beyanlarında sanıklar Murat ve Mürüvvet’in yönlendirmeleri ile adına yatan parayı çekmek üzere geldiğinde yakalandığını belirterek vakanın aydınlanmasını sağladığı, sanıkların fikir ve işbirliği içerisinde hareket edip aldattıkları şikayetçiye yönelik eylemlerinin tamamlanamaması nedeniyle mahkemece dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.