Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/66527 E. 2013/9977 K. 29.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66527
KARAR NO : 2013/9977
KARAR TARİHİ : 29.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık,başkasına ait kimlik ve kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun, pazar arabası almak istediğini söyleyerek katılana ait dükkana girdiği, katılanın pazar arabasının fiyatının 15 TL olduğunu söylemesi üzerine suça sürüklenen çocuğun 100 TL uzattığı, katılanın da 85 TL olan para üstünü suça sürüklenen çocuğa verdiği, daha sonra suça sürüklenen çocuğun indirim yapılması hususunda ısrar etmeye başladığı, katılanın da indirim yapmayacağını söylemesi üzerine pazarlığın bozulduğu, katılanın 100 TL’yi, suça sürüklenen çocuğun da 85 TL’yi iade etmesinden sonra suça sürüklenen çocuğun arabayı 15 TL’ye almayı kabul ettiğini söylediği ve 100 TL’yi tekrar katılana verdiği, katılanın da 85 TL para üstünü suça sürüklenen çocuğa iade ettiği, bu esnada suça sürüklenen çocuğun, parayı birkaç kez verip geri alarak yarattığı kargaşa ortamında katılanın kafasını karıştırdığı ve 100 TL’yi geri aldıktan sonra sanki parasını almamış gibi yeniden katılandan 100 TL talep ettiği, bu şekilde hileli hareketlerle aldatılan katılanın, kendine ait olan 100 TL’yi suça sürüklenen çocuğa verdiği, suça sürüklenen çocuğun dükkandan ayrıldığı sırada katılan ve orada bulunan tanıkların durumu fark ettikleri, katılanın cebini kontrol ettiğinde kendisine ait olan 100 TL’nin bulunmadığını anlayınca olayı emniyete haber verdiği, kolluk görevlileri tarafından yakalanan suça sürüklenen çocuğun, … isimli şahsa ait kimlik bilgilerini kullanması nedeniyle öncelikle … hakkında dolandırıcılık suçundan
kamu davası açıldığı ve yargılama aşamasında durumun fark edilmesi üzerine…Asliye Ceza Mahkemesi’nin 03.06.2008 tarih ve 2007/18 E, 2008/45 K sayılı kararı ile … hakkında beraat kararı verildiği şeklinde gerçekleşen olayda; suça sürüklenen çocuğun eylemlerinin dolandırıcılık ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş katılanın aşamalarda değişiklik göstermeyen ısrarlı anlatımları ve bu anlatımları doğrulayan yeminli tanık beyanları karşısında; dolandırıldığını fark eden katılanın durumu saat 12:30’da emniyete haber vermesi üzerine ihbar tutanağı düzenlenmesinden sonra, ilçe merkezinde bulunan bir markette saat 13:00 sıralarında yakalanarak polis merkezine getirilen suça sürüklenen çocuğun, aradaki süre zarfında katılandan aldığı 100 TL’yi harcamış ya da bir başkasına vermiş olabileceği de gözetilerek, yapılan üst aramasında 100 TL dışında başka para bulunmaması nedeniyle şüphe bulunduğu ve kuşkudan sanık yararlanır ilkesi gereğince suça sürüklenen çocuğun beraatına karar verilmesi gerektiği şeklindeki tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuk için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması,
2-07/01/1990 doğumlu olan suça sürüklenen çocuk, yargılama sırasında 18 yaşını doldurduğu halde, 24.02.2009 ve 16.12.2008 tarihli oturumların açık yerine kapalı yapılması ve hükmün gizli tefhim edilmesi suretiyle CMK’nın 182. maddesine aykırı davranılması,
3- Suça sürüklenen çocuğun 5237 sayılı TCK’nın 50/1-c hükmü uyarınca takdir edilen seçenek yaptırımın gereklerini yerine getirmemesi halinde, mahkemece başka bir tedbire hükmedilmesi gerekirken, yasaya aykırı olarak aynı Kanun’un 50/6. maddesi gereğince hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verileceği hususunun ihtarına karar verilmesi,
4-5237 sayılı TCK’nın 52/4. maddesi gereğince taksit miktarının dörtten az olamayacağı gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında dolandırıcılık suçundan hükmedilen adli para cezasının üç taksitte ödenmesine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.