YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66616
KARAR NO : 2013/9986
KARAR TARİHİ : 29.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın,… isimli … yerine gelen … olarak tanıdığı bir bayan aracılığı ile, … lakaplı temyiz incelemesi dışındaki … ile tanıştığı, …’ın önerisi üzerine …yı dükkana çağırıp tarot falına baktırdığı, …nın fal bakarken katılanın ailesinden bazı isimler saydığı ve katılana …isimli bir tanıdığının olduğunu, onun bu işlerde çok iyi olduğunu, ancak Suriye’de bulunduğunu söyleyerek hocayla irtibat kurmak için katılandan 1.000 kontör istediği, katılanın da …ya 1.000 kontör yüklediği, iki gün sonra …nın katılanı telefon ile arayarak …ın geldiğini söylemesi üzerine katılanın yanına … yerinde çalışan … ve …’yı da alarak …nın verdiği adrese gittiklerini, burada …lakaplı sanık … ile tanıştıkları, sanık … Türüç’ün de bu evde bulunduğu, sanık …’in kağıtlarla katılanın falına baktığı, falda define göründüğünü söylediği, katılanın “yeri belli mi” diye sorması üzerine sanık …’in “istersen çıkartırız, yerini tespit etmek için kiliseye kan akıtacağım, bunun için 500-600 TL para lazım” dediği, katılanın da defineyi çıkarması karşılığında sanığa 100 Euro, 270 TL para ile 500 Avea – 500 Türkcell kontörü verdiği, …’ın ertesi gün katılanı arayarak … yerine gittiği, definenin yerini tespit ettiklerini söyleyerek … yerinin bahçesinde definenin bulunduğu yer olarak gösterdiği bir yeri çizdiği, katılanın gösterilen yere kazdığı, ancak bir şey çıkmayınca ertesi gün tekrar …olarak bildiği sanık …’in evine gittiği, sanık …’in katılana bir şeyler okuduğunu, defineyi şimdi çıkarabileceğini söylediği ve bunun için de katılandan 750 TL istediği, katılanın bu parayı da verdikten sonra sanık …’in söylediği yeri kazdığı ve orada bir küp bulduğu ve bu küpü alarak sanık …’in yanına gittiği, sanığın küpü kırması üzerine içinden çıkan birkaç tane altın çıktığı, geri kalan tozun da altının özü olduğunu ve bunun zekatının bulunduğu söyleyerek katılandan 7.000 TL daha para istediği, katılanın parası olmadığını söyleyerek defineyi bir gün daha bekletmesi için sanık …’e 200 TL verdiği, bir yandan da borç almak için etraftan para aradığı, katılanın sanık …’e para istediği şahısların parayı niçin istediğini sorduklarını, söylerse tılsımının bozulup bozulmayacağını sorduğunda, sanığın bozulmaz diye cevap verdiği, katılanın para istediği arkadaşı …’e durumu anlatması üzerine arkadaşının kendisini uyararak polise başvurmasını sağladığı, polis tarafından seri numaraları alınmış 2.000 TL’yi almak için katılanın … yerine gelen sanıklar … ve Onur Türüç’ün yakalandığı, sanık …’in kullandığı araçta yapılan aramada 300 gram sarı renkli toprak, toprak içinde arapça yazılı madeni eski para, kadın iç çamaşırına sarılmış 6 adet altın görünümlü burma bileziğin ele geçirildiği şeklindeki olayda; sanıkların eylemlerinin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş; sanık … Türüç’ün savunmalarında, katılanın … yerine para almak için gittiklerini beyan etmesi, sanık …’in evinde fal bakıldığı sırada Onur’un da evde bulunup Ahmet’in define çıkarmak için katılandan para istediğinden haberdar olması karşısında, sanık …’un baştan beri fikir ve eylem birliği içinde diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafii ve sanık …’un temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1.660 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; sanık … hakkındaki hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak, yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 29.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.