Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2021/6362 E. 2021/13152 K. 29.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/6362
KARAR NO : 2021/13152
KARAR TARİHİ : 29.12.2021

MAHKEMESİ : Espiye Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında Espiye Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş olup, bu kez davalılar vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … İlçesi … mahallesi çalışma alanında bulunan 195 ada 7, 196 ada 5, 197 ada 6, 198 ada 1, 229 ada 1, 7 ve 232 ada 5 parsel sayılı sırasıyla 1.334,09; 1.438,83; 862,43; 2.723,97; 957,47; 2.205,87 ve 1.074,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir.
Bir kısım taşınmazla hakkındaki tespite yönelik itirazı Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı …, taşınmazların müşterek muristen intikal ettiğini ve bir kısım mirasçıların paylarını satın aldığını ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davalı … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hükmün davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince, davacı …’un istinaf başvurusunun kabulüne, Espiye Kadastro Mahkemesinin 07.02.2018 tarihli ve 2013/118 Esas, 2018/16 Karar sayılı kararının kaldırılmasına, davanın yeniden esasıyla ilgili olarak; davanın kabulüne, 195 ada 7 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 8/16 payının davacı …, geriye kalan 8/16 payının ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 196 ada 5, 197 ada 6, 198 ada 1, 229 ada 1 ve 7 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararlarının, 232 ada 5 parsel sayılı taşınmazın ise kadastro tespitinin iptali ile, 12/20 payının davacı …, geriye kalan 8/20 payının ise hüküm yerinde gösterilen payları oranında … mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, 229 ada 1 parsel üzerindeki kargir dört katlı ev ile 232 ada 5 parsel üzerindeki kargir depo ve değirmenin … tarafından meydana getirildiğinin tapunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmiş ve iş bu karar davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalılar vekilinin dava konusu 195 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalılar vekilinin çekişmeli 196 ada 5, 197 ada 6, 198 ada 1, 229 ada 1, 7 ve 232 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek miras bırakanı …’dan kaldığı, murisin ölümünden sonra 1988 yılında taşınmazlarının erkek çocukları davacı … ile davalı … arasında taksim edildiği ve bu tarihten sonra herkesin kendisine düşen taşınmazları ihtilafsız şekilde kullandıkları, yerleşik … uygulamaları karşısında taksime dayanan tarafın, Medeni Kanunun 6. maddesi gereğince, taksimin varlığını, taksim tarihini, taksime tüm mirasçıların katıldığını, taksimde hangi mirasçıya hangi taşınmazın isabet ettiğini, taksim neticesinde herhangi bir taşınmaz alınmamışsa, nasıl razı edildiğini ve kadastro tespitine kadar taksimin bozulmadığını ispat etmesi gerektiği, tapusuz taşınmazlarda her türlü delille ispatın olanaklı olduğu, ayrıca, yapılan taksime tüm mirasçıların dahlinin olması gerektiği, aksi halde usulüne uygun bir taksimden söz etmenin mümkün olmadığı, ancak, bunun yanında, uzun süreli zilyetliğin taksimin varlığına karine teşkil edecek olup, taksimin bulunmadığını bu defa aksini iddia edenin, ispat külfeti altında bulunduğu, diğer yandan yapılan taksime tüm mirasçıların dahlinin olması gerekmekle birlikte bunun istisnası olarak haricinde yapılan taksime mirasçının herhangi bir itirazda bulunmayarak, kendisine kalan taşınmazı zilyet etmekte olması halinde, taksime icazetinin varlığının kabul edileceği, somut dosya bakımından yapılan değerlendirmede, usulüne uygun taksimden söz edilememekle birlikte taksimi gerçekleştirenler arasında olup, usulsüz taksimde lehine olan davacının, taksimde murisinden gelen hakkını fazlasıyla almasına rağmen, usulsüz taksimi fırsat olarak değerlendirerek dava açmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davacının iddiasına dayanak teşkil eden noter senetlerine göre kız kardeşlerinin paylarını 1993 yılında satın aldığı halde, satın alma tarihinden kadastro çalışmalarına kadar davaya konu talebi yönünde herhangi bir girişimde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ise, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek miras bırakanı …’dan kaldığının anlaşıldığı, kural olarak; paylaşıma dayanan davalı tarafın, paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini kanıtlamakla yükümlü olduğu, İlk Derece Mahkemesinin kabulünde de olduğu üzere tüm mirasçıların katılımıyla usulünce yapılmış bir paylaşım bulunduğunun ispatlanamadığı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarından kök muris …’un ölümünden sonra 1988 yılında davacı … ile … babalarından kalan taşınmazları kendi aralarında paylaştıkları belirtilmekle beraber bunun terekenin taksimi amacıyla yapılıp yapılmadığının ispatlanamadığı, kaldı ki, tarafların 1998 yılında kök muris babalarının terekesini kız kardeşlerinin katılımı olmadan paylaştıkları kabul edilse dahi paylaşımın üzerinden uzunca bir süre geçmeden davacı … 1993 yılında Bursa 13. Noterliğinin 05.04.1993 tarihli ve 08062 yevmiye numaralı yine Tirebolu Noterliğinin 09.04.1993 tarihli ve 1757 yevmiye numaralı miras payının devri sözleşmeleriyle kız kardeşleri … ve … miras paylarının tamamını almış olması nedeniyle … ile … arasındaki geçersiz taksim sözleşmesinin dahi uygulanmadığı, davacı … satın aldığı paylara yönelik kadastrodan önce dava açmamış olmasının aleyhine kötüniyetli olduğu şeklinde yorumlanamayacağı, mirasçılar arasındaki kullanımın kök murisin ölümü tarihi ile tespit tarihi arasındaki sürenin Yüksek …’ın uygulamasında olduğu üzere insan ömrü süresine yaklaşmadığı dikkate alındığında paylaşıma da karine olamayacağı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, taşınmazlardaki 3/5 payın iptali ile bu payların davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Ne var ki, Bölge Adliye Mahkemesince varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; davacı …, çekişmeli taşınmazların müşterek murisleri …’dan intikal ettiğini ve mirasçılardan … ait 120/600 pay ile … , … ve … ait 40/600’er payları kadastro tespitinden evvel satın aldığını öne sürerek, miras payı ile satın aldığı paylar toplamı olan 360/600 payın adına tescili istemiyle dava açmış, dilekçe ekinde ise, Bursa 13. Noterliği’ nin 05.04.1993 tarihli ve 08062 yevmiye numaralı; “düzenleme şeklinde miras payının devir ve temlik sözleşmesi” başlıklı, yine Tirebolu Noterliği’ nin 09.04.1993 tarihli ve 01757 yevmiye numaralı “düzenleme şeklinde miras payının devir ve temlik sözleşmesi” başlıklı senetlere dayanmıştır.
Davalı taraf ise, taşınmazların bir kısmının tarafların müşterek murisinden kalmakla beraber taksim edilip, kendisine kaldığını, taşınmazların bir kısmının ise 3. kişiden satın alındığını savunmuştur.
Şu halde taraflar arasındaki ihtilaf, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murislerinden intikal edip etmediği, müşterek muristen intikal etmiş ise yöntemince taksim edilip edilmediği, taksim mevcut ise çekişmeli taşınmazların kime düştüğü, taşınmazları taksim edilmemiş ise bir kısım mirasçıların paylarını davacıya devredip devretmedikleri noktalarında toplanmaktadır.
Mahkemece, mahallinde icra edilen keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ile davalı yan tanığı, çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek miras bırakanları …’dan intikal ettiğini, murise ait taşınmazların miras bırakan … 1987 yılında ölümünden sonra 1988 yılında mirasçıları davacı … ile davalı … tarafından taksim edildiğini, bu taksimde diğer mirasçıların bulunmadığını, taşınmazların kadastro çalışmalarına kadar da bu taksime göre ihtilafsız şekilde kullanıldığını, muristen intikal edip … adına tescil edilen taşınmazlar da bulunduğunu beyan etmişlerdir.
Davacı …’un, Kadastro Komisyonu tarafından yapılan inceleme sırasında, 22.10.2009 tarihli imzası ile tevsik ettiği beyanında; “…. bu yerlerin evveliyatı babam Mehmet oğlu …’un malıdır. Babam …’un ölümü ile geriye mirasçısı olarak, … ve … ve … ve … ve …’ları terk etmiştir. …. Adı geçen kızkardeşlerimden …’yi kardeşim … razı etti. Diğer kız kardeşlerim … ve …’ları da ben razı ettim. Hatta … ile … hisselerini dilekçem ekinde ibraz ettiğim Tirebolu Noterliğinden verilen 9 Nisan 1993 tarihli ve 1011757 nolu noterlik senedi ile ve Bursa 13. Noterliğinden verilen 05.04.1993 tarihli ve 8062 nolu noterlik senedi ile satın aldım. Aslında bu parsellerin tamamı 5 hisse itibariyle iki hissesi kardeşim …’un ve 3 hissesi de ben …’undur. … mahallesinde benim adıma da müsakil olarak yerler yazılmıştır. Ancak, ben bu yerlere itiraz etmedim. Bana yazılan bu yerlerde babamız Mehmet’ten miras yoluyla gelmekte olup, ……… bu yerlerde de … ile diğer kardeşlerimin de hisseleri vardır…” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, başka parsel nedeniyle eldeki dava dosyasında davalı durumda bulunan tarafların kardeşi … mirasçılarından … velayeten kendi adına ise asaleten beyanda bulunan … , muris …’a ait taşınmazların, murisin ölümünden sonra 1988 yılında taksim edildiğini, bu taksim sonucundan … payının … kaldığını, … ve … payının ise … … kaldığını, davalı … tarafından … na karşılık olarak 197 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kendilerine verildiğini belirtmiştir.
Ayrıca, dosyaya getirtilen kadastro tespit tutanakları ile kadastro sonucu oluşan tapu kayıtlarından, davacı adına irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla miras payının çok üzerinde taşınmaz tespit edildiği de anlaşılmaktadır.
Şu halde, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, davacının çekişmeli taşınmazların tespitine itiraz aşamasındaki beyanları, eldeki dosyada başka parsel nedeni ile davalı durumda bulunan … mirasçılarının beyanları, davacı adına belgesiz zilyetlik yoluyla tespit edilen taşınmazların kadastro tutanağı içerikleri ve tüm dosya kapsamı bir bütün halinde değerlendirildiğinde; çekişmeli taşınmazların tarafların müşterek murisleri …’dan kaldığı anlaşılmakta olup, bu husus doğru olarak İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin de kabulündedir. Tarafların müşterek murisleri … 1987 yılında ölmüş olup, taşınmazlarının diğer mirasçılarının katılımı olmaksızın davacı ve davalı tarafça taksim edildiği ve bu tarihten başlayan kullanıma uygun olarak da zilyetleri adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Kural olarak, taksime dayanan tarafın bu hususu ispat etmesi gerektiği kuşkusuzdur.
Somut olay kapsamında irdelenmesi gereken husus, taksimde yer almayan mirasçıların bu taksime rıza gösterip göstermedikleri, bir diğer ifade ile razı edilip edilmedikleri hususudur. Davacının komisyon incelemesi sırasındaki, kardeşlerinden …’nın … tarafından razı edildiği, … ve … ‘ın ise kendisi tarafından razı edildiği şeklindeki beyanının dosya kapsamındaki … mirasçılarının beyanı ile desteklendiği, … mirasçılarının … tarafından kendilerine 197 ada 2 parsel sayılı taşınmaz verilmek sureti ile razı edildiklerinin beyan edildiği ve gerçekten de bu taşınmazın … mirasçısı … adına tespit edildiği, ayrıca diğer mirasçıların (… ve …’ın) taksim tarihi olarak belirtilen tarihten sonra taşınmazlarda bir kullanımına ya da mevcut kullanıma bir itirazları olduğuna da dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerde rastlanılmadığı ve dolayısıyla davacı adına irsen intikal yoluyla tespit edilen taşınmaz miktarı da gözetildiğinde davacının dayandığı noter senetlerinin de bir anlamda taksime rıza mahiyetinde olduğunun, bir diğer ifade ile tereke mallarının kardeşleri …’da kalmasının karşılığını almalarına yönelik olduğunun kabulü zorunludur.
Diğer taraftan, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2.maddesindeki “Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” amir hükmü karşısında, taksime katılıp, bu taksime uygun olarak taşınmazları zilyet eden ve kadastro sırasında da zilyetliğindeki taşınmazlar adına tescil edilen davacının, miras payına yönelik isteği dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı gibi, taksim usulsüz olsa dahi bu işlem davalıya düşen taşınmazlardaki miras payının bu kişiye (davalıya) devri mahiyetindedir.
Hal böyle olunca; davanın bu gerekçelerle reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin dava konusu 195 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin çekişmeli 196 ada 5, 197 ada 6, 198 ada 1, 229 ada 1, 7 ve 232 ada 5 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK’nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, karardan bir suretinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 29.12.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.