YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14951
KARAR NO : 2013/18622
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan … vekili ile sanık … müdafiinin temyiz dilekçeleri kapsamına göre, sanıklar … ve … hakkındaki beraat ve mahkumiyet hükümleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler,internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Vakıfbank Karamürsel Şubesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışan sanık …’ın, kayınpederi olan diğer sanık … adına çalıştığı bankada çek hesabı açtırdığı, daha sonra sanık …’ten aldığı imzalı belge ile çek karnesini banka şubesinden teslim alarak sanık …’e vermeyip bilgisi dışında çek yapraklarını kendisi imzalayıp kullanmaya başladığı, bu çeklerden 26.11.2006 tarihli 3.000 ve 3.500 TL bedelli iki adet çeki keşide ederek borcu karşılığında şikayetçi …’ye verdiği, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine şikayetçi …’nin başlattığı icra takibine sanık …’in imzaya itiraz ettiği, yine katılan …’in eline geçen 26.11.2006 tarihli 4.500 TL bedelli keşidecesi sanık … olan çeki bankaya ibraz ettiğinde karşılıksız çıktığı, sanık …’in bu çekteki imzanın da kendisine ait olmadığını iddia ettiği, sanıkların bu şekilde ayrı ayrı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1- Katılan … vekilinin, sanıkların diğer katılanlara yönelik eylemleri nedeniyle verilen kararlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Katılan vekili, sanıkların her bir şikayetçi ve katılana yönelik eylemlerinin ayrı ayrı suçlar oluşturduğu gerekçesiyle hükmü temyiz etmiş ise de; sanıkların şikayetçi …,katılan … ve şikayetçi … A.Ş.’ye yönelik eylemleri nedeniyle katılan …’in bir zararı bulunmadığı anlaşıldığından, bu eylemler yönünden katılma ve hükmü temyiz etme yetkisi bulunmayan katılan … vekilini temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanık … hakkında katılan …’e yönelik resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı ile sanık …’ın şikayetçi …’ye yönelik nitelikli dolandırıcılık eylemi nedeniyle verilen mahkumiyet kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’ın suçlamaları kabul ederek diğer sanık …’in bilgisi ve rızası dışında çekleri keşide edip kullandığını beyan ettiği, sanık …’in ise aşamalarda değişmeyen savunmalarında damadı olan sanık …’ın kendisinden habersiz izni dışında suça konu çekleri keşide ederek kullandığını ifade ettiği, yine dosyada mevcut Adli Tıp Kurumu raporunda çeklerdeki yazı ve imzaların sanık …’ın eli ürünü olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, sanık …’ın şikayetçi …’ye yönelik nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde,
Yine sanık …’in kendi adına düzenlenmiş çek yapraklarını bilerek diğer sanık …’a vererek kullanmasına izin verdiğine ve eylemlerine iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulurken, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde adli para cezasına hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekili ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3- Sanık …’ın şikayetçi …’ye yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararı ile, katılan …’e yönelik resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen beraat kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08/06/2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği gibi, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesinde bulunan, “değişik zamanlarda” ifadesi nedeniyle, zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için, suçların değişik zamanlarda işlenmesi gerekli olup, Sanık …’ın
şikayetçi …’ye verdiği suça konu çeklerin keşide tarihlerinin aynı olması ve farklı zamanlarda verildiğine dair bir iddia olmaması karşısında; zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmayacağından eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini gerektiği gözetilmeden TCK’nın 43. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini,
b) Katılan … tarafından ibraz edilen çekte katılanın cirosunun bulunmaması, çekin katılanın eline ne şekilde geçtiğinin belirli olmaması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tespiti bakımından, katılan …’in ifadesine başvurularak çeki ne şekilde eline geçirdiğinin sorulması, çekte ciroları bulunan … tespit edilerek beyanları alınıp suçtan zarar görme ihtimalleri var ise katılma hususu da değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.