YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/15684
KARAR NO : 2012/41299
KARAR TARİHİ : 13.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, pazardan iki adet saat alan mağduru takip edip seyyar satıcıların değerinden çok üstünde fiyatla saatleri satarak kendisini kandırdıklarına ikna ettiği, mağdura satıcıları bulduğunu söyleyen sanığın bu kişilerin saatler için para veremeyeceklerini ancak 70,00 TL daha para vermesi halinde yanlarındaki cep telefonunu kendisine satabileceklerini söylediklerini belirtip parayı aldıktan sonra, tekrar mağdurun yanına gelip bahsi geçen cep telefonunu getirmeksizin 15,00 TL daha para alarak ortadan kaybolduğu olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğunu dair kabulde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan duruşmaya toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine, ancak;
Sanık hakkında hükmedilen 1 tam gün karşılığı adli para cezasının TCK’nın 52/2 maddesine göre kişinin ekonomik ve sosyal durumu gözetilerek belirlenecek adli para cezasının miktarı ile çarpılmak suretiyle ulaşılacak sonuç ceza ile cezalandırılmaması
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; aynı Yasanın 322.maddesine göre sanık hakkında verilen cezaların alt sınırdan verilmiş olması ve hükmün sadece sanık tarafından temyiz edilmiş olması gözetilerek hüküm fıkrasının 3.bendinden sonra gelmek üzere; günlüğü takdiren 20 TL üzerinden hesaplanmak suretiyle sanığın 1 tam gün karşılığı 20 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına cümlesi eklenmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi