Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/23341 E. 2013/8050 K. 30.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23341
KARAR NO : 2013/8050
KARAR TARİHİ : 30.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar …,….,… müdafiileri ile sanık …’ın temyiz dilekçeleri kapsamına göre, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararlarına hasren yapılan temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’ın İstanbul ilinde bulunduğu sırada bir işyerine şoför olarak girmek istemesi üzerine kendisinden “Psikoteknik Değerlendirme Sertifakası” istenildiği ve İstanbul ilinde faaliyette bulunan “San Psikoteknik Değerlendirme Merkezi” adlı işyerinden sertifika aldığı, psikoteknik değerlendirme raporlarının yetkili kuruluşlarda en az bir saat süreyle, onay almış cihazlarla uygulanan bir değerlendirme testi ve bu test sonrasında yapılan psikiyatri muayenesi sonrasında verilebileceği ve psikolog ve psikiyatrist imzası ile birlikte kuruluşun bağlı bulunduğu İl Sağlık Müdürlüğüne veya yetkili İlçe Teşkilatının onayına bağlı olduğu, sanık …’ın İzmir ilinde bu sertifikadan hazırlayıp
şoförlere vermek amacıyla boşandığı ancak birlikte yaşamaya devam ettiği eski eşi olan diğer sanık … adına Manisa ilinde faaliyette bulunan ” … Nakliyat ve Sun Gıda Lojistik ve Danışmanlık Hizmetleri” adlı Sırma Suları bayii açtığı, ayrıca İzmir ilinde de yine sanık … adına “Sun Gıda Danışmanlık Hizmetleri Limited Şirketi” adında bir işyeri açtığı, sanık … ‘ın kendisini “… ” olarak tanıtıp Torbalı Şoförler Odası başkanı olan diğer sanık …’le tanıştığı, sanık …’in, şoförlere bu sertifikayı almalarının zorunlu olduğunu, tüm şöförlerin alması gerektiğini söyleyip istenilen belgelere ilişkin Torbalı Şoförler Odası ilan panosuna duyuru astığı, söz konusu sertifikaların şoförlere 70-75 TL arasında değişen fiyatlarla verildiği, bir kısım şoförün para verip sertifika aldığı, bir kısmının ise istenilen belgeleri hazırlamalarına ve başvuruda bulunmalarına rağmen sertifika ellerine geçmediği için ödemede bulunmadıkları, sanıklar …,… ‘un, söz konusu sertifikayı düzenlemek hususunda herhangi bir yeterliliği bulunmayan şirketler vasıtasıyla, şoförleri herhangi bir teste tabi tutmaksızın beraat eden sanık …’a ait işyerinde basılan sertifikaları … Şöförler Odası başkanı olan sanık … vasıtasıyla şoförlere para karşılığında sattıkları ve bu şekilde sanıkların kamu meslek kuruluşu olan Şoförler Odasını araç olarak kullanmaları suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia ve kabul olunan somut olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar …,… müdafiileri ile sanık …’ın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Ulaştırma Bakanlığı Karayolları Taşıma Yönetmeliği uyarınca taşımacılık yapan şoförlerin her beş yılda bir SRC (Sürücü Mesleki Yeterlilik) belgesi almaları gerektiği, ancak SRC belgesinin, psikoteknik değerlendirme belgesi yerine geçmediği gibi, Gazi Üniversitesi Rektörlüğü’nün 19.09.2007 tarihli yazılarına göre de SRC belgelerinin verilmesinde psikoteknik değerlendirme belgelerinin kullanılmadığının belirtildiği, İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün yazılarınına göre de psikoteknik değerlendirme merkezlerince düzenlenen ve İl Sağlık Müdürlüğünce kontrol edilerek onaylandıktan sonra ilgili Devlet kurumlarına sunulan rapolar resmi evrak niteliğinde ise de, yetkilendirilmiş kuruluşlar tarafından bastıralan suça konu kimlik kartı şeklindeki sertifakaların harhangi bir onay ya da izinden geçmediği ve özel evrak niteliğinde olduğu anlaşıldığından, herhangi bir kamu kurum ve kuruluşu veya kamu meslek kuruluşunun maddi bir varlığı olmayan suça konu sertifakaların düzenlenmesi hususunda yeterliliğe sahip olmayan sanıkların, buna rağmen bu sertifikaları basıp para karşılığı vermekten ibaret eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması,
2-Dolandırıcılık suçunun, mağdur sayısınca oluştuğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerine göre uygulama yapılması,
3-Sanık …’in aşamalarda değişmeyen savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini, sanık …’ın kendisine de söz konusu sertifikadan vermek istediğini ve şoför olması nedeniyle sertifikadan almak için fotoğrafını verdiğini ve kendisinin de dolandırıldığını beyan ettiği, sanık …’ın ise savunmasında sanık …’e komisyon vermediğini beyan ettiği, bu şekilde herhangi bir maddi menfaat temin etmeyen sanık …’in Şoförler Odası başkanı olması karşısında oda üyesi şoförleri dolandırmaya çalışmasının da hayatın olağan akışına ters düştüğü anlaşıldığından, dosya kapsamına göre sanık …’in diğer sanıkların eylemlerine kasıtlı olarak iştirak ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilmediğinden beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar …,… müdafiileri ile sanık …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi gereğince ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkın saklı tutulmasına, 30.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.