Yargıtay Kararı Hukuk Genel Kurulu 2019/222 E. 2022/44 K. 25.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2019/222
KARAR NO : 2022/44
KARAR TARİHİ : 25.01.2022

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki “Tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Bursa 8. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi Mehmet Kirez’in davalı şirkete ait işyerinde 8.8.1986 tarihinden yıl sonuna kadar hizmet akdi ile çalıştığını ancak işe giriş bildirgesi verilmesine rağmen çalışmalarının Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK/Kurum) bildirilmediğini ileri sürerek davalı işyerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen 8.8.1986 ile 1987 yılı Ocak ayı arasındaki döneme ilişkin hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı … vekili cevap dilekçesinde; 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini ayrıca bu tür davaların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle tüm araştırmaların re’sen yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
6. Davalı …-…-Öz Kumova İnşaat Malzemesi Taahhüt Nakliye Ticaret Kollektif Şirketine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebligat yapılmış olup davaya cevap verilmemiştir.
7. Davalı … 20.1.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; ihtilaf konusu dönemde sadece şirket ortağı olduğunu, davacının murisinin davalı işyerinde 4-5 ay çalıştığını ancak net tarih bildirmesinin mümkün olmadığını belirtmiştir.
8. Davalı … 20.1.2015 tarihli duruşmadaki beyanında; davalı şirkete 1999 yılında ortak olarak girdiğini, davacının murisini tanımadığını belirtmiştir.
Mahkemenin Birinci Kararı:
9. Bursa 8. İş Mahkemesinin 21.10.2015 tarihli ve 2012/101 E., 2015/650 K. sayılı kararı ile; 7.1.2001 tarihinde vefat eden eşinin sigortalılık durumu davacının hak alanını ilgilendirdiğinden dava açmakta hukukî menfaatinin bulunduğu, öte yandan davalı şirketin faaliyetini sonlandırdığı ve ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edilmesi nedeniyle davacı tarafa şirketin ihyası için süre verildiği, Bursa 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/13 E., 2013/44 K. sayılı kararı ile davalı şirketin hizmet tespit davası ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeden 5.2.2014 tarihinde kesinleştiği, şirket ortaklarının şirketin borçlarından kendi mal varlıklarıyla da sorumlu oldukları gözetilerek ticaret mahkemesindeki davada davalı olarak gösterilmiş olmaları sebebiyle ortakların davada yer almalarının sağlandığı, davanın esası yönünden ise toplanan delilere göre davacının murisi olan sigortalının davalı şirkete ait işyerinde 8.8.1986-15.12.1986 tarihleri arasında çalıştığının belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin Birinci Bozma Kararı:
10. Bursa 8. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
11. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 21.1.2016 tarihli ve 2015/23755 E., 2016/514 K. sayılı kararı ile; davacının murisinin 1986 yılında gerçekleştiği iddia edilen çalışmaları ile ilgili dönem bordrosu, işe giriş bildirgesi gibi belgelerin Kuruma verilip verilmediği, Kurum kontrol memurları tarafından belirlenmiş bir çalışma olup olmadığı yöntemince saptandıktan ve buna göre hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği irdelendikten sonra hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Mahkemenin İkinci Kararı:
12. Bursa 8. İş Mahkemesinin 31.1.2017 tarihli ve 2016/266 E., 2017/55 K. sayılı kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucu bozma kararında belirtilen belgeler getirtildikten sonra murise ait işe giriş bildirgesinin 28.8.1986 tarihinde Kuruma verildiği, bu nedenle 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmediği belirtilerek önceki gerekçe tekrar edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Özel Dairenin İkinci Bozma Kararı:
13. Bursa 8. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
14. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 19.3.2018 tarihli ve 2018/1463 E., 2018/2282 K. sayılı kararı ile; “…Somut olayda; davalı …, … – Öz Kumova İnş. Malz. Taah. Nak. Tic. Koll. Şti.’nin 28.07.2004 tarihi itibariyle feshedildiğini, bu durumda, taraf ehliyeti bulunmayan şirket aleyhine karar verildiği anlaşılmış olmakla, davalı şirket hakkında ihya yapılması için yasal prosedür işletilmek suretiyle ihyasına dair karar alındıktan sonra, usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde, karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır…” gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
15. Bursa 8. İş Mahkemesinin 18.9.2018 tarihli ve 2018/168 E., 2018/468 K. sayılı kararı ile; Bursa 7. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp kesinleşen davada hizmet tespit davası ile sınırlı olmak üzere şirketin ihyasına karar verildiği, Bursa Ticaret Sicil Müdürlüğünün 23.11.2017 tarihli cevabi yazısında Sabit ve Sühede Kumova’nın tasfiye memuru olmadıkları, şirkete başkaca tasfiye memuru atanmadığının bildirildiği, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2011/689 E., ve 2011/698 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere şirkete tasfiye memuru atanmadığından şirket yönetim kurulu üyelerine yapılan tebligatın usulüne uygun olduğu belirtilerek önceki gerekçe de tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
16. Direnme kararı süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
17. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; dava tarihinden önce tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edildiği sabit olan davalı şirketin ihyası için yasal prosedür işletilerek ihyaya ilişkin karar alınıp taraf teşkili sağlandıktan sonra esas hakkında karar verilmesinin gerekip gerekmediği, mahkemece sözü edilen ihya prosedürü ve taraf teşkili yönünden gerekli usulî işlemlerin yerine getirilip getirilmediği noktasında toplanmaktadır.

III. ÖN SORUN
18. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına geçilmeden önce, Özel Dairenin gönderme kararında direnme kararının yerinde olup olmadığı konusunda görüş bildirilmediği ve direnilen bozma kararının tarihi ile esas ve karar numarasının, direnme karar tarihinin ayrıca direnmeye esas (ikinci) kararın tarihi ile esas ve karar numaralarının hatalı yazıldığı dikkate alındığında usulüne uygun gönderme kararı verilmesi ve direnmenin yerinde olup olmadığı konusunda görüş bildirilmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesinin gerekip gerekmediği konusu ön sorun olarak tartışılıp değerlendirilmiştir.

IV. GEREKÇE
19. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun (5521 sayılı Kanun) 2.3.2005 tarihli ve 5308 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile eklenen geçici 1. maddesinde, Bölge Adliye Mahkemelerinin 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında yapılan temyiz başvurularının kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından sonuçlandırılacağı ve bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanunu’nun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Aynı yöndeki düzenlemeye 1.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) geçici 3. maddesinde de yer verilmiş ve Bölge Adliye Mahkemelerinin 26.9.2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’un (1086 sayılı Kanun) temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı ve Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanun’un 26.9.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 444’üncü madde hükümlerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
20. 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 2.7.2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun’un 40. maddesi ile eklenen geçici 2. maddesinde ise;
“Bölge adliye mahkemelerinin, 5235 sayılı Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, Yargıtayın bozma kararlarına karşı verilen direnme kararının temyizi halinde dava dosyası, önce kararı veren daireye gönderilir. Direnme kararları daireler tarafından öncelikle incelenir. Kararı veren daire, direnmeyi yerinde görürse kararı düzeltir; yerinde görmezse talebi on gün içinde Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna iletir.” yönünde düzenleme yapılmıştır. Ancak 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nda benzer yönde bir hüküm yer almamaktadır.
21. Bununla birlikte HMK’nın 24.11.2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun’un 45. maddesi ile eklenen geçici 4. maddesinde;
(1) Bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce verilen kararlarla ilgili Yargıtay hukuk daireleri tarafından verilen bozma kararları üzerine mahkemelerce verilen direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir.
(2) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan dosyalar, kararına direnilen daireye gönderilir.
(3) Bu maddeyi ihdas eden Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda bulunan ve 30/1/1950 tarihli ve 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununun geçici 2 nci maddesi uyarınca ilgili daire tarafından incelenen dosyalar, kararına direnilen daireye yeniden gönderilmez.
(4) Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir…” hükmü mevcuttur.
22. Yine HMK’nın 373. maddesinin 5. fıkrasında da “İlk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyiz edilmesi durumunda inceleme, kararına direnilen dairece yapılır. Direnme kararı öncelikle incelenir. Daire, direnme kararını yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderir.” şeklinde hüküm bulunmaktadır.
23. Somut olayda mahkemece bozma kararına direnilmiş ve direnme kararı öncelikle Özel Daireye gönderilmiş ise de Özel Dairece gönderme kararında yukarıda belirtilen kanun hükümlerine uygun biçimde direnme kararının yerinde olup olmadığı konusunda görüş bildirilmemiş ayrıca direnilen bozma kararının tarihi ile esas ve karar numarasının, direnme karar tarihinin yine direnmeye esas (ikinci) kararın tarihi ile esas ve karar numaralarının hatalı yazıldığı görülmüştür.
24. Hâl böyle olunca direnme kararının yerinde olup olmadığı değerlendirilerek yerinde görülmezse usulüne uygun biçimde gönderme kararı verilmek üzere dosya Özel Daireye gönderilmelidir.

V. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 25.01.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.