YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/10097
KARAR NO : 2011/4794
KARAR TARİHİ : 18.10.2011
Dolandırıcılk suçundan sanık …’un 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 503/1, 522.maddeleri gereğince 1 yıl 4 ay hapis ve 13.260 yeni Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair…5. Asliye Ceza Mahkemesinin 12/04/2006 tarihli ve 2006/111-301 sayılı kararının infazı şurasında, sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231.maddesinin lehe hükümlerinin uygulanması talebi üzerine, şartların gerçekleşmemiş olması ve usul hükümlerinin geriye yürümeyeceğinden bahisle, yeniden karar verilmesine yer olmadığına ilişkin aynı Mahkemenin 29/11/2010 tarihli ve 2006/111-301 sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair…1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04/02/2011 tarihli ve 2011/272 müteferrik sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen gün ve sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gün ve sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/02/2009 tarihli ve 2008/11-250 esas, 2009/13 sayılı ilamda da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun kesinleşmiş hükümlere de uygulanabileceği cihetle;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3.maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 27/12/2005 tarihli ve 2005/3-162-173 sayılı kararına nazaran, lehe kanunun tespit edilip uygulanması, herhangi bir inceleme ve araştırma yapılmasını, delil toplanmasını, takdir hakkının kullanılmasını gerektiriyorsa ya da cezanın kişiselleştirilmesine ilişkin bir hükmün uygulanması olanağı sonraki kanun ile doğmuşsa, hükümde değişiklik yargılamasının duruşmalı yapılmasının zorunlu olduğu halde evrak üzerinde karar verildiği gözetilmeden itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
5728 sayılı yasanın Geçici 1.maddesinin 2.fıkrasında “Bu kanun yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş ve infaz edilmekte olan mahkumiyet kararları hakkında lehe kanun hükümleri, hükmü veren mahkemece 13.12.2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 98 ila 101.
T.C.
YARGITAY
15. Ceza Dairesi
TÜRK MİLLETİ ADINA
Y A R G I T A Y İ L A M I
maddeleri dikkate alınmak ve dosya üzerinden incelenmek suretiyle belirlenir. Ancak hükmün konusunun herhangi bir inceleme, araştırma, delil tartışması ve takdir hakkının kullanılmasını gerektirmesi halinde, inceleme duruşma açılmak suretiyle yapılabilir.” hükmü getirilmiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2009 gün, 2009/9-91 esas 2009/212 sayılı kararında belirtildiği üzere, 5728 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce kesinleşmiş, infaz edilmekte ve hatta koşulları bulunmakta ise infaz edilmiş olan mahkûmiyet kararları hakkında, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumuna ilişkin uyarlama, hükmü veren mahkemece, genel bir ilke olarak objektif koşulların (mahkûmiyet hükmü olması, suç niteliği ve ceza miktarı ile daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama) değerlendirilmesiyle sınırlı bir inceleme yapılması halinde evrak üzerinde, sübjektif koşulların (sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarının) değerlendirilmesi gereken hallerde ise duruşma açılarak yapılmalıdır.
Dosyada mevcut sanığın adli sicil kaydı incelendiğinde ise; sonradan işlenen başka bir suça ait olduğu görülmüştür.
Objektif koşulların varlığı halinde mahkemece subjektif koşullar değerlendirilerek hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hakkında karar verilmesi gerektiğinden ve subjektif koşullara ilişkin değerlendirmenin, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında belirtildiği üzere duruşmalı inceleme ile yapılması zorunlu bulunduğundan,…1. Ağır Ceza Mahkemesince duruşmalı inceleme yapılmayıp 29.11.2010 tarihinde dosya üzerinden karar ittihaz edilerek, hükmün açıklanmasının geri bırakılması yönünden subjektif koşulların değerlendirilmediği anlaşılmakla; kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden itiraz üzerine…1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 04.02.2011 gün ve 2011/272 değişik … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.