YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16280
KARAR NO : 2012/41935
KARAR TARİHİ : 24.09.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK.un 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, yolda yürümekte olan müştekinin yanına yaklaşıp adres sorduğu, daha sonrada kendisinin önceden hazırlayıp mendil içine koyduğu sahte bileziği yerden bulmuş gibi yaparak müştekinin görmesini sağladığı, müştekinin içinde ne var demesi üzerine açıp baktığı, müştekinin sahte bileziği görünce kuyumcuya satıp paylaşalım dediği, ancak sanığın kuyumcu evrak ister uğraşmayalım sen 150.00 TL ver bileziği sana vereyim dediği, müştekinin 80.00 TL verdiği, sanığın bu parayı alıp sahte bileziği müştekiye vererek dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığa kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı verilen hapis cezasının kanuni sonucu olarak 5237 Sayılı Yasanın 53. maddesi 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun koşullu salıverilmeye kadar; a.b.d.e bendinde yer alan hakların ise hapis cezasının infazının tamamlanıncaya kadar uygulanabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiş olduğundan hükmün, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu durum aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükümde 5237 Sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulamasıyla ilgili paragrafa 5237 Sayılı Yasanın 53.maddesi 1.fıkrasının a.b.d.e bendinde yer alan haklardan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, 5237 Sayılı Yasanın 53.maddesi 1.fıkrasının c bendinde yer alan haklardan koşullu salıvermeye kadar yoksun bırakılmasına cümlesi eklenmek suretiyle diğer yönleri usül ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.