YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13316
KARAR NO : 2012/37519
KARAR TARİHİ : 22.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın bilgisayar ve sarf malzemeleri ticareti yapan müştekinin işyerine gelerek ismini … olarak tanıtıp, İsviçre’de işçi olduğunu, eşine hediye olarak dizistü bilgisayar alacağını söyleyerek, müştekinin işyerinde çalışan eleman aracılığı ile döviz bozdurup kapora bıraktığı ve almak istediği bilgisayarın siparişini verdiği, ertesi gün bilgisayarı teslim almak için akşam saatlerinde müştekinin işyerine gelen sanığın, kuyumcu kapalı olduğundan döviz bozdurmadığını belirtip, kalan ücreti İsviçre Frankı olarak ödeyeceğini söyleyip gerçekte değersiz ve tedavülü olmayan Madagaskar Frankı banknotlarla ödeyerek bilgisayarı teslim alıp gitmesi eylemini dolandırıcılık olarak kabul eden mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
Sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 53. maddesi uygulanmamış ise de mahkumiyetin kanuni sonucu olması karşısında infazda dikkate alınması mümkün görülerek yapılan incelemede;
1-Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 07.06.2011 tarih, 2011/9-88 esas, 2011/116 karar sayılı kararına göre, sanığın tekerrüre esas daha ağır cezayı içeren başkaca mahkumiyeti bulunmasına karşın, tekerrüre esas alınmayacak mahkumiyeti değerlendirilerek mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmesi,
2-Sanığın dolandırıcılık suçunu oluşturduğu belirtilen eylemi nedeniyle verilen mahkumiyet hükmünde uygulanacak kanun maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 157/1.yerine daktilo hatası olarak aynı Kanun’un 151/1. maddesi yazılması,
Kanuna aykırı olup, hükmün bu nedenle BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 1412 sayılı CMUK’nın 5320 sayılı Kanun uyarınca halen yürürlükte bulunan 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkındaki hükümde TCK’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılarak “Sanığın İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 26.05.2006 tarih ve 2003/461 esas,2006/389 karar sayılı hükmü ile mükerrir olduğu anlaşıldığından TCK’nın 58. maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” cümlesinin hükme eklenmesi, yine hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “151/1” kısmının çıkartılarak “157/1” yazılması suretiyle diğer yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.