Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/7814 E. 2012/41718 K. 19.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7814
KARAR NO : 2012/41718
KARAR TARİHİ : 19.09.2012

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
5395 Sayılı Yasa’nın 3/a-2 maddesine göre kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuklar için suça sürüklenen çocuk ifadesinin kullanılması gerekirken sanık ifadesinin kullanılması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 19.09.2012 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

Karşı Oy;

Hareket halindeki İETT otobüslerinin 3 kişi tarafından taşlanarak zarar verildiği tanık beyanı ile sübut bulmuştur. Olayın akabinde yakalanan 3 kişiden yaşı büyük olduğu için başka dosyada yargılanan 2 sanık suçlarını itiraf ederek, yanlarındaki 3.kişinin, yaşı nedeniyle evrak tefrik edilen ve bu dosyada yargılanan … olduğunu ifade etmişlerdir.
Suça sürüklenen çocuk suçunu inkar etse de;
Görgü tanığı … 13.04.2010 tarihli teşhis tutanağındaki “… teşhis odasında 7 kişinin içerisinde bulunan …, … ve … isimli şahısları gelen görevli polislere yakalattırdım. Bu nedenle bu üç şahsı otobüslere taş atarak zarar veren şahıslar olarak kesin bir şekilde teşhis ediyorum.” şeklindeki beyanıyla her üç faili de teşhis etmiştir.
Ancak tanık aynı tarihli beyanında iki şahıstan emin olduğunu fakat 3.kişiden (…) emin olmadığını da ifade etmiştir.
Sanıklar … ve … Kartal Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/354 esas sayılı dosyasındaki savunmalarında polisteki ifadelerini kabul etmeyerek suçlarını inkara yönelmişlerdir.
Bu dosyada tanık olarak ifade veren … da karakoldaki ifadesini ve teşhis tutanağındaki ifadesini değiştirmiş ve sanıkları teşhis edemediğini söylemiştir. Çelişki nedeni sorulduğunda da aslında karakolda da aynı şekilde ifade verdiğini fakat neden öyle yazdıklarını bilmediğini söylemiştir.
Tanık, …’ın yargılandığı bu dosyadaki (Kartal 1. Çocuk Mah.) ifadesinde de şahısları tam olarak teşhis edemediğini söylemiştir. Tanık beyanı dikkate alınarak Mahkemece suça sürüklenen çocuğun beraatine karar verilmiş ve bu karar dairemizce oyçokluğu ile onanmıştır.
Şu gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmam mümkün değildir:
1-Öncelikle müdafii talep etmeyen şüphelilerden (diğer dosya sanıkları) … ile …, …’e yumruk atılması nedeniyle sözkonusu eylemi … ile birlikte yapmaya karar verdiklerini ve yaptıklarını ifade etmişlerdir. Her ikisi de suça sürüklenen çocuk …’un arkadaşları olduğunu beyan etmişlerdir. Her üç failin ikamet adresleri incelendiğinde mahalle komşusu oldukları (ev komşusu da olabilir) görülecektir.
2-Diğer dosya olan … ve …’ın;
Cezadan kurtulmak için sonradan savunmalarını inkara dönüştürmeleri polisteki beyanlarını geçersiz kılmaz. Cezadan kurtulmaya yönelik taktik savunmalara itibar edilmemelidir.
3-Tanığın, polisteki teşhis tutanağında her üç faili ve ifadesinde ise 2 sanığı teşhis ettiğini beyan ettikten sonra mahkemede ifade değiştirmesine itibar edilmemelidir. Zira, adresi tespit edilip tutanaklara geçirilen tanığın terör örgütü yandaşları olan sanıklardan çekinerek ifade değiştirmesi yadırganmamalıdır. Aynı amaçla hareket ederek molotoflarla otobüsteki yolcuları canice yakan kişilerin varlığı düşünüldüğünde ve somut olayda da molotof kokteyli bulunmadığı (o an mevcut olmadığı) için hareket halindeki otobüslerin camını taşla kırıp, kaza tehlikesi yaratan sanıklardan tanığın çekinmemesi düşünülemez.
Bu nedenle ifade değişikliğine itibar edilmemelidir ve aynı nedenle sanıkların, suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik plan yapmaya fırsat bulamadan, olayın hemen akabinde ki savunmaları ile tanığın, sanıkların husumetlerinin kendisine yönelmesinden önceki ifadesine itibar etmek gerekmektedir.
Sonuç olarak mevcut deliler muvacehesinde suça sürüklenen çocuğun müsnet suçu işlediği hususunda kanıtlar yeterli olmakla birlikte, en azından suç şerikleri olan diğer sanıkların yargılandığı davanın akıbeti beklenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden beraat kararının onanmasına yönelik sayın çoğunluk görüşüne muhalifim.