YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/20359
KARAR NO : 2013/4808
KARAR TARİHİ : 14.03.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın bankadan para çekip çıkan müştekinin yürüdüğü sırada önüne çıkarak ona “teyze sizin köylü tuvalet bekçisi var, tanışalım diye seni istiyor” dediği, müştekinin o şahsı tanımadığını söylemesi üzerine sanığın tekrar “gel belki tanırsın” diyerek müştekiyi 2.katta bulunan bir işyerine götürdüğü, “senin kocan Kilis’te şehit düşmüş sana maaş bağlattıracağım şehit olan kocandan sana 70.000 YTL para birikmiş bu parayı alacağım sana vereceğim” dediği, ardından “parayı ver de kocanın parasını alabilmem için ruhsat çıkarayım, seni paraya boğduracağım” dediği, ancak müştekinin parayı vermediği; daha sonra müştekiye “benim dedem var onunla evlenirmisin” dediğinde müştekinin “bahtı karalıyım ben evlenmem” dediği, sanığın bu sefer “parayı çıkart da sayayım” dediği ve müştekinin 500 TL’yi sanığa verdiği; müştekinin harçlığım yok demesi üzerine sanığın bu paradan 20 TL’yi müştekiye iade edip “kocandan sana para çıkartacağım” diyerek 480 TL’yi geri vermediği ve müştekinin de sanığa inanarak oradan ayrılıp köyüne döndüğü olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesi uyarınca sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmasının kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 YTL” ibarelerinin çıkarılarak yerine sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” ibareleri eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 14/03/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.