YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/16815
KARAR NO : 2012/41851
KARAR TARİHİ : 20.09.2012
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında 2003 ve 2004 yıllarına ait dolandırıcılık suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Sanığın 2003 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerini en son aldığı tarih olan 30.04.2004’den temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının ve 2004 yılı doğrudan gelir desteği ödemelerini en son aldığı 05.05.2005 olan suç tarihi itibariylede karar tarihinden itibaren 5 aylık zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-Sanık hakkında 2005 yılına ait dolandırıcılığa teşebbüs suçuna yönelik kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanık hakkında kurulan hükümde hapis cezası için altı sınırdan uzaklaşılırken gerekçe göstermeksizin gün adli para cezasının alt sınırdan tayini sanık lehine olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın sahibi olduğu … Mahallesi’ nde bulunan 240 parseldeki tarlasında tarımsal faaliyette bulunurken 25.09.2002 tarihinde bu parselin ifrazen 338, 339 ve 340 numuralı parsellere bölündüğü, 338 nolu parselin …, 340 nolu parselin şikayetçi … tarafından satın alındığı, bu kişilerin kendi adlarına tarımsal faaliyette bulunup, doğrudan gelir desteği almalarına rağmen, sanığın 2005 yılı için doğrudan gelir desteği alabilmek amacıyla 19.08.2005 tarihinde İlçe tarım Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduğu, çiftçi kayıt sisteminde taşınmaz bilgisinin, halen üç parselin ifrazdan önceki toplamı olan 240 parsel olarak göründüğünü bilmesine rağmen duruma ses çıkartmadığı, …’ in şikayeti üzerine başvurusunu geri alarak eskiye dönük aldığı haksız ödemeleri iade ettiği olayda dolandırıcılığa teşebbüs suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun’un 99.maddesinin “hükmolunan her bir ceza diğerinden bağımsızdır, varlıklarını ayrı ayrı korurlar” hükmünü içerdiği gözetilmeden, aynı cins para cezalarının toplanmasına karar verilmesi,
2-Hükümden sonra 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK.un 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan,diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 20.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.