YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/15178
KARAR NO : 2020/6730
KARAR TARİHİ : 03.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davalı vekili, duruşma talepsiz olarak davacılar vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 03.11.2020 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Avukat … geldi, karşı taraftan temyiz eden davacılar vekili Avukat … geldiler. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Davacılar vekili, dava konusu 95 parsel sayılı taşınmazda tarafların paylı malik olduklarını, dava konusu taşınmazın davalı tarafından 03.04.1990 tarihinden bu yana turistik tesis olarak işletildiğini, davalıya karşı Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2004/78 Esas sayılı dosyası ile müdahalenin men’i istemli dava açıldığını, bu dosyanın kesinleşmesi ile davalıya karşı bu defa Datça Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2011/259 Esas sayılı dosyası ile ecrimisil davası açıldığını, bahsi geçen davada, 2003 Mayıs-2008 Mayıs tarihleri arasında ecrimisile hükmedildiğini belirterek, Mayıs 2008 tarihinden itibaren toplam 94.000,00 TL ecrimisil bedelinden, fazlaya ilişkin talep ve dava açma hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 24.12.2014 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporu uyarınca davasını 30.616,7 TL üzerinden ıslah etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı itirazlarının olduğunu, vekil edenlerinin davacılara, dava konusu yeri beraber çalıştırma teklifinde bulunduğu halde bu teklifinin reddedildiğini, ayrıca ilk dönem dosyası devam ettiği için derdestlik veya bekletici mesele yapılması gerektiğini, kısmi davanın artık mümkün olmaması hususunun dikkate alınmasını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabul, kısmen reddine, 10.000,00 TL’lik ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 20.392,61 TL’lik ecrimisil bedelinin ise ıslahla birlikte faiz talep edilmediğinden faizsiz olarak davalıdan alınarak davacılara verilmesine, davacıların fazlaya ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından faize ilişkin olarak, davalı vekili tarafından da esasa yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Dava, paydaşlar arası ecrimisil isteğine ilişkindir.
Tüm dosya içeriği ve toplanana delillerden, dava konusu 95 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliğinde, davacılar ve tarafların ortak murisi … adına tapuda kayıtlı olduğu, dava konusu taşınmaz hakkında daha önce, eldeki davacılar ve ortak muris … tarafından, eldeki davalı ve dava dışı … aleyhine 26.05.2008 tarihinde ecrimisil istemli dava açıldığı, bozma ilamlarından sonra, 06.06.2013 tarihli kararla davanın kısmen kabulü ile 9.853,06 TL ecrimisilin davalılardan tahsiline karar verildiği, kararın eldeki dava karar tarihinden sonraki bir tarih olan 24.04.2015 tarihinde kesinleştiği, yine eldeki davacılar tarafından eldeki davalı aleyhine, 24.04.2009 tarihinde ortaklığın giderilmesi davası açıldığı, 05.06.2012 tarihli kararla dava konusu taşınmazda ortaklığın satış sureti ile giderilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan olumlu zarar ile kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ve malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir (YHGK’nin 25.02.2004 tarihli ve 2004/1-120-96 sayılı kararı).
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayice göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir. Bunun yanı sıra, Dairemizin yerleşmiş uygulamalarına göre; aynı yere ilişkin olarak önceki dönem ecrimisil bedeline ilişkin sonuçlanmış davalar bulunduğu takdirde; kural olarak önceki dönemin son dönemi için kabul edilen (ve kesinleşen) miktara ÜFE’nin tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktar, sonraki dönem ecrimisil bedelini oluşturur. Kural bu olmakla beraber, ecrimisil bedelinin en az kira bedeli olması ve kira sözleşmelerinde TBK’nin 344. maddesine göre 5 yıl geçtikten sonra rayice göre kira tespitinin istenebilmesi nedeniyle daha önce rayice göre belirlenen dönem ile dava konusu edilen ilk dönem arasında 5 yıllık sürenin geçmesi veya taşınmazın bulunduğu yerde imar, sanayileşme, yerleşim vs. özel nedenlerle değişimden dolayı rayiç ve emsal kiralar arttığı takdirde kesinleşen döneme ilişkin değerler nazara alınmadan, toplanacak somut verilere göre yeniden bilirkişi incelemesi yapılarak yeni dönem (sonraki dönem) ecrimisil bedeli belirlenerek hüküm altına alınabilir.
Somut olayda, Mahkemece, bilirkişi raporuna göre, dava konusu yerin tarımsal amaca uygun olmadığı, Datça gibi turizm potansiyeli yüksek bir yer olması, denize sıfır konumda olması dikkate alınarak turizm amacıyla kullanılabilmesi gerektiği gerekçesi ile, davalılar aleyhine kira geliri üzerinden toplam 30.392,61 TL ecrimisile hükmedilmiş ise de, bu görüşe katılma olanağı bulunmamaktadır. Şöyle ki, ilk dönem dosyası olan 2008/100 Esas (bozmalardan önceki ilk esas) sayılı dosyası hakkında Uyap kayıtlarında yapılan incelemelerde, Mahkemece verilen ilk kararın, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından, davalıların taşınmazı ne şekilde (boş tarla ya da badem bahçesi) kullanmaya başladıklarının araştırılması, boş tarla olarak kullanmaya başladıklarının anlaşılması halinde bahçe olarak değil de çevrede yaygın olarak elde edilen herhangi bir tarla ürünü esas alınarak ecrimisil hesaplanması gerektiği gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, Mahkemece bozmaya uyulmasına karar verildikten sonra, çevrede yaygın olarak elde edilen domates ürününe göre hesaplama yapılan bilirkişi raporuna uygun karar verildiği, verilen kararın kazanılmış haklara riayet edilmediği gerekçesi ile ikinci kez bozulmasına karar verilmesi üzerine, son verilen kararın derecattan geçerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. Ancak, Mahkemece, bahsi geçen ilk dönem dosyasındaki tüm bu hususlar yeterince incelenmeden ve değerlendirilmeden, taşınmazın turizm amaçlı kullanımına göre ecrimisile hükmedilmiştir. O halde Mahkemece yapılacak iş, dava konusu yere ilişkin ilk dönem dosyasının dosya arasına alınarak, o dosyada taşınmazın ne şekilde kullanıldığı kesin olarak tespit edildiğinin belirlenmesi, dosyada, hükme esas alınan bilirkişi raporunun ayrıntılı olarak incelenmesi ve az yukarıda belirlenen ilkeler ışığında, toplanmış ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi olmalıdır.
Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, bozma nedenine göre davacılar vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK’un 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 2.540,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacıya verilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 03.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.