Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/604 E. 2020/4028 K. 12.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/604
KARAR NO : 2020/4028
KARAR TARİHİ : 12.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.12.2017 tarih ve 2016/27 E. – 2017/886 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi’nce verilen 27.11.2019 tarih ve 2018/1637 E. – 2019/1478 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin babası ve … ile amcası …’ın %45 ortağı oldukları Arşan İnş. Tur. İşl. ve Tic. AŞ’nin diğer şirket ortakları ile bir takım sorunlar yaşanması üzerine %55 şirket hissesinin diğer ortaklardan satın alınması için davalı bankadan 6.500.000.00 TL ticari kredi başvurusunda bulunulduğunu, davalı banka tarafından kredinin değerlendirilebilmesi için 63.000,00 TL kredi yönetim komisyonunun ödenmesi gerektiğinin bildirildiğini, müvekkili tarafından 20.05.2011 tarihinde istenen bu miktarın davalı bankaya rehin edildiğini, kredi başvurusuna olumlu cevabın gecikmesi nedeniyle dava dışı şirket ortakları tarafından hisse satışından vazgeçildiğini, bu durumda tahsis olunan kredinin de kullanılmadığını, davalı bankaca 63.000,00 TL tutarındaki kredi yönetim komisyonunun iadesi gerekirken iade edilmediğini ileri sürerek yasal dayanağı bulunmaksızın müvekkilinden “kredi yönetim komisyonu” adı altında tahsis edilen 63.000,00 TL’nin 20.05.2011 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu komisyonun kredi talebinde bulunan müşterilerden kredi limitlerinin tahsisi öncesinde bankacılık teamülleri gereği alındığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savundu.
Mahkemece, taraflar arasında 63.000,00 TL kredi yönetim komisyonunun tahsili için rehin ve blokaj sözleşmesine istinaden davacı tarafından yatırılması karşılığında davacının işbu davada aktif husumetinin bulunduğu, uyuşmazlık rehin ve blokaj sözleşmesinden kaynaklandığından dava tarihi itibarıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, dosyaya celp edilen belgelerden; dava dışı şirketin davalı bankaya kredi başvurusu üzerine, davalı bankanın 04.05.2011 tarihli teklifi gönderdiği, bu teklifin ön yüzünde dava dışı şirket kaşesi ve imzasının bulunduğu, söz konusu teklif metninde; kredi yönetim komisyonu olarak toplam limit üzerinden %1,80 TL peşin komisyon alınacağı, ön teklifin firma tarafından kabulü halinde ,kredi yönetim komisyonunun % 1’lik kısmının banka hesaplarına yatırılacağının, kredi limitinin yönetim kurulu tarafından kabul edilmesini müteakip 15 gün içerisinde kredinin kullanılmaması halinde kredi yönetim komisyonunun iade edilmeyerek gelir kaydedileceğinin belirtildiği, somut olayda davacının, 20.05.2011 tarihinde yukarıda belirtilen teklifte geçen 63.000 TL komisyon tutarını davalı bankaya yatırdığı, bundan sonra davalı bankanın, kredi tahsisi için ekpertiz raporu hazırlattığı ve 01.06.2011 tarihi itibariyle kredi tahsisini sağlayarak 10.06.2011 tarihli yazıları ile durumu dava dışı şirkete bildirdiği ancak söz konusu kredinin dava dışı şirket tarafından kullanılmadığı, bu durumda yukarıda bahsi geçen teklif metninde belirtildiği üzere; kredinin onaylanmasına rağmen dava dışı şirket tarafından kullanılmadığı anlaşıldığından yatırılan kredi komisyonunun iade edilmeyerek gelir kaydedileceği, davacı taraf teklif metnindeki bu şartın genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu ileri sürmüşse de teklif metni 2011 tarihli olup, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren TBK hükümlerinin somut olaya uygulanma imkanının bulunmadığı, davacı taraf, davalının kredi tahsisinde geciktiğini belirtmişse de 20.05.2011 tarihinde kredi yönetim komisyonun yatırılmasından yaklaşık 10 gün sonra kredi tahsisi sağlandığından davalının geciktiğinden bahsedilemeyeceği, bu itibarla; dava dışı şirketin, davalı bankaya kredi başvurusunun değerlendirilmesi amacıyla dava dışı şirket tarafından kabul edilen teklif metninde geçen ve davacı tarafça yatırılan kredi yönetim komisyonun, davalı bankaca kredi tahsisine rağmen dava dışı şirket tarafından kredinin kullanılmaması nedeniyle teklif metninde geçen düzenleme gereği iadesi mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tarafların temyiz isteminin eddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 12.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.