Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/4618 E. 2020/10865 K. 16.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4618
KARAR NO : 2020/10865
KARAR TARİHİ : 16.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, beraat

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
1) Sanıklar Fahrettin ve Fendi hakkında mağdur …’ı kasten yaralama suçundan verilen beraat kararlarına yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin isteme uygun olarak ONANMASINA,
2) Sanık … hakkında mağdur …’i kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
a) Mağdurun Plastik Cerrahi Polikliniğinde yapılan muayenesi sonunda… İlçe Devlet Hastanesince düzenlenen 07.11.2013 tarihli, olay tarihi üzerinden 6 ay geçmeden alınan “Yüzde sol kaşta 2 cm lik skar, saçlı deride 5 cm lik skar dokusu” mevcut olduğuna ilişkin adli raporun hükme esas alındığı, sözkonusu raporun olay tarihinin üzerinden 6 ay geçmeden alınmış olması ve yaranın niteliği ile sözel diyalog mesafesinden, belirgin bir dikkat sarf etmeden, ilk bakışta fark edilip edilmediği gibi hususlarda da yetersiz içerikte bulunması nedeniyle, adli tıp kriterlerine uygun olmadığı anlaşıldığından, mağdurun tedavi evrakları, geçici ve kesin raporları ve varsa grafileriyle birlikte en yakın Adli Tıp Şube Müdürlüğüne sevk edilerek yaralanmasının yüzde sabit ize neden olup olmadığı hususunda ve 5237 sayılı TCK’nin 86. ve 87. maddelerindeki tüm unsurları kapsayacak şekilde kesin raporu aldırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Sanık hakkında hüküm kurulurken, TCK’nin 86/1. maddesi uyarınca hükmolunan temel cezanın suçun TCK’nin 6/1-f-4 bendi kapsamına giren silah niteliğindeki vasıta ile gerçekleştirilmesi nedeniyle TCK’nin 86/3-e maddesi uygulanarak yarı oranında artırılması ile belirlenen ceza miktarının, kasten yaralama fiilinin mağdurun yüzünde sabit ize neden olmasından ötürü aynı Kanun’un 87/1-c maddesi gereği denetime imkân verecek şekilde bir kat artırılması ve belirlenen ceza miktarının (5) yılın altında kalması halinde, aynı Kanun’un 87/1-son maddesi gereği (5) yıla çıkarılması gerekirken, doğrudan TCK’nin 87/1-son maddesi işaret edilerek (5) yıl hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
c) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.04.2017 gün, 2015/1167 Esas – 2017/247 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanığa ek savunma hakkı tanınmadan, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı TCK’nin 87/1-son maddesinin uygulanması suretiyle 5271 sayılı CMK’nin 226. maddesine aykırı davranılması,
Kabul ve uygulamaya göre;
d) “İlk haksız hareketi gerçekleştirenin kim olduğunun tespit edilemediği” şeklindeki kabul karşısında, Yargıtay CGK’nin 22.10.2002 tarih, 2002/4-238 Esas ve 2002/367 sayılı kararı gereğince, sanık lehine 5237 sayılı TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin, asgari oranda (1/4) uygulanması gerektiği halde, aynı Kanun’un 3. maddesindeki orantılılık ilkesini ihlal edecek şekilde üst sınırdan (3/4) oranında uygulanmak suretiyle sanık hakkında eksik ceza tayini,
e) Mağdur …’e karşı eylemi nedeniyle neticeten “1 yıl 15 gün” hapis cezası ile cezalandırılan sanık hakkında hükmolunan uzun süreli hapis cezasının ertelenmesi nedeniyle, TCK’nin 53/1. maddesindeki hak yoksunluklarının Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 sayılı kararı gözetilerek uygulanması gerektiği gözetilmeden, “(2) yılın altındaki hürriyeti bağlayıcı cezasının ertelendiği” şeklindeki yasal olmayan gerekçe ile TCK’nin 53/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/09/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.