YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8355
KARAR NO : 2013/9223
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili müvekkiline ait davalıya kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu hasarlandığını belirtip hasar bedelinin davalı … şirketi tarafından ödenmediğini bildirerek 18.107,00 TL hasar bedelinin ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı … şirketi vekili, kazanın nasıl meydana geldiğinin belli olmadığını, davacı araç sürücüsünün olay yerini terk ettiğini ve davacının ihbar mükellefiyetine uymadığını bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacı araç sürücüsünün trafik kazasında tam kusurlu olması ve kazanın ihbar edilen yerde olmadığının anlaşılması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya
aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun belirtilen şekilde meydana gelip gelmediği, dolayısıyla rizikonun teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda davalıya kasko sigortalı aracın tek taraflı trafik kazası sonucu yolun ıslak ve kaygan olması, araç önüne köpek çıkması nedenleriyle sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yol kenarındaki bariyerlere çarparak hasarlandığı ileri sürülmüş, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yazılan yazıda, sürücünün araç kontrolünü kaybederek kuruma ait 4 adet plastik su bariyeri ile refüj ortasında bulunan 1 adet ışıklı oklu panele çarptığı, bu kaza sonrasında aracın hasarlı parçaları ile ve plakasının olay yerinde kalmış olduğu bildirilmiştir. Davalı … şirketi, davacı aracının olay yerini terk ettiğini, sürücünün alkollü olduğunu, kazanın ihbar edilen yerde olmadığını bildirerek davacının ihbar mükellefiyetine uymadığını bildirmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sürücünün alkollü olmasının anlaşılması halinde kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelmiş olacağı ve kazanın ihbar mahallinde olmadığı
bildirilmiştir. Mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak sürücünün alkollü olması halinde kazanın sırf alkolün etkisi ile olacağı ve kazanın ihbar mahallinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Dava dosyasında davacı araç sürücüsünün kaza sırasında alkollü olduğuna ilişkin bir delil ve tespit yoktur. Kaza sonrası olay yerinin terk edilmesi de rizikonun teminat dışı kalması nedenlerinden değildir.Dosya arasında bulunan fotoğraflar, faturalar ve Karayolları Genel Müdürlüğü yetkililerince tutulan hasar tespit tutanağına göre davacı aracının hasarlandığı sabit olup, rizikonun kasko sigortası geçerlilik süresi içinde meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda sigortalı araçta belirtilen kaza nedeniyle bir hasarın olduğu sabit olduğu gibi davacı sigortalı tarafından rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği, rizikonun ihbar edilenden farklı bir şekilde gerçekleştiği ve kazanın alkolün etkisi ile gerçekleştiği davalı sigortacı tarafından ileri sürüldüğünden, olaydaki ispat külfeti mevcut durumun aksini iddia eden sigortacı üzerinde bulunmaktadır. Davalı sigortacı bu iddialarını soyut ifadelerle değil, somut delillerle kanıtlamalıdır. Dosya kapsamı itibariyle, sigortacı ileri sürdüğü hususları ispat edebilmiş değildir.
O halde, dava konusu hasarın kasko sigortası teminat kapsamında kaldığı kabul edilerek, sigortalı araçta oluşan gerçek zarar yönünden tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.