YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/4624
KARAR NO : 2020/3747
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 22.02.2018 tarih ve 2017/751-2018/162 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla,
dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı bankanın Van Şubesi ile Kaplanoğlu Süt Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, davalı borçlunun anılan kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, kullanılan kredi geri ödenmediğinden borçlulara hesabın kat edilerek ihtar gönderildiğini, söz konusu hesap kat ihtarına yasal süre içerisinde itiraz edilmediğini, bunun üzerine Van 1.İcra Müdürlüğü’nün 2010/12729 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalının haksız olarak takibe itiraz ederek takibi durdurduğunu ileri sürerek, yapılan itirazın iptaline, borçlunun haksız itirazından dolayı %40’tan az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, alacağın likit olmadığından bahisle icra inkar tazminatının şartları oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hüküm Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2016/10865 esas ve 2017/5854 karar sayılı 13.09.2017 tarihli ilamıyla, “H.M.K.’nun 297. maddesine göre kararın gerekçesi ile hüküm kısmı birbiri ile uyumlu olmalıdır. Yerel mahkeme kararının gerekçe kısmının 3.paragrafında dosyanın taraflarından söz edilmiş ancak dosya içeriği ile ilgisi tespit edilmeyen hususlara yer verilmiştir. Bu durum H.M.K.’nun 297. maddesine aykırıdır. Diğer yandan mahkemece hüküm altına alınan dava değeri üzerinden eğer dava nispi karar ve ilam harcına tabi ise bu miktar hesaplanarak karar yerinde gösterilir. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. Mahkemece hüküm altına alınan karar ve ilam harcının eksik hesaplandığı yapılan inceleme sonucu anlaşılmıştır. Bu husus re’sen bozmayı gerektirir.”gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının kısmen haklı olduğu, alacak miktarı likit olmadığından icra inkar tazminatının şartlarının oluşmadığı, davalının icra dosyasına itirazının 349.302,15 TL’nin üzerindeki asıl alacak ve bu kısma yönelik işlemiş faiz yönünden olması nedeniyle yargılama giderleri ve vekalet ücretinin 69.773.86 TL üzerinden dikkate alınarak hesaplanması gerektiği ayrıca duran takibin 381.047,28 TL üzerinden devamına karar verildiği için bozma ilamı doğrultusunda bu bedel üzerinden nisbi harca hükmetmek gerektiğinden davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı vekili mahkemece verilen 2010/663 esas ve 2014/137 karar sayılı ve 04.04.2014 tarihli ilamı temyiz ederken açıkça icra inkar tazminatı istemini temyiz nedeni yapmamış bu durum davalı lehine kazanılmış hak teşkil ettiğinden davacı bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda mahkemece verilen hükmü icra inkar tazminatı bakımından temyiz etme hakkı bulunmamaktadır. Bu nedenle davacı vekilinin bu isteminin reddine karar verilmiştir.
Ayrıca taraflar arasındaki 22.02.2010 tarihli kredi sözleşmesinde temerrüt faizi oranı kararlaştırılmadığından mahkemece benimsenen bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacı bankanın dosyaya sunduğu kredi kullandığı tarihteki aynı tür ticari kredilere uygulanan temerrüt faiz oranı yerinde görülmekle davacının bu isteminin de reddine karar verilmiştir.
2-Davalı ile davacı arasında 19.09.2017 tarihli sözleşmede Van 1. İcra Müdürlüğünün 2012/12020 esas sayılı icra dosyasındaki ve Van 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2010/669 esas sayılı itirazın iptali davasındaki itirazına ilişkin beyanları ile açıkça 458.273,63TL asıl alacağa ilişkin borcu kabul ettiğini beyan etmiştir. Kabul beyanı doğrultusunda davalının artık bu miktar üzerinden borçlu olduğu yönünde hüküm kurulması gerekirken mahkemece davalının kabul beyanı göz önüne alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.