Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2019/5071 E. 2020/3221 K. 25.06.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/5071
KARAR NO : 2020/3221
KARAR TARİHİ : 25.06.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul (Kapatılan) 3. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 15/12/2016 tarih ve 2013/194 E.- 2016/259 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi’nce verilen 11/10/2019 tarih ve 2017/2282 E.- 2019/2090 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, 6100 sayılı Kanunun’un 369. maddesi gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddiyle dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-birleşen davalı vekili, davalının müvekkili adına 2010/41690 başvuru numarasıyla tescilli bulunan “HELİX” markası ile ürettiği aydınlatma armatürlerini pazara sunduğunu, ayrıca internet sitesinde bu markanın sanki kendileri adına tescilliymiş gibi yayın yaptıklarını ve katalog bastırdıklarını, bunun üzerine müvekkili tarafından Bakırköy 20. Noterliği’nin 03/06/2013 tarih ve 19452 yevmiye sayılı ihtarnamesi ile markaya tecavüzün son verilmesi hususunda davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak marka tecavüzü fiilinin durdurulmadığını, www.teknolight.com.tr isimli internet sitesinden yayın ve marka tecavüzü fiilinin devam etmekte olduğunu ileri sürerek, tecavüzün men’ini ve durdurulmasını, yoksun kalınan kazanç olarak şimdilik davalıdan 150.000,00 TL maddi ve 150.000,00 TL manevi tazminatın tahsilini ve hükmün ilanını talep ve dava etmiş, birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı-birleşen davacı vekili, Helix’in İngilizce kökenli bir kelime olduğunu ve salyangoz anlamına geldiğini, bu ürünlerin Türkiye aydınlatma sektöründe Salyangoz-Helix grubu ürünü olarak tanınmakta olduğunu, davacının tescil ettirdiği Helix isminin bir ürün grubunun adı olduğunu ve marka olma özelliği bulunmadığını, davaya konu markanın hükümsüz sayılması için 42. maddenin (a) bendindeki şartların mevcut olmasının yanı sıra, Helix ürün grubunun ilk olarak müvekkilinin 2010-2012 kataloglarında yer aldığını, davacının 2007-2009 kataloglarında Helix’in yer almadığını, müvekkilinin 2013-2014 kataloglarında ve internet sayfasında gönderilen ihtarnameye istinaden yer verilmediğini ve kullanılmadığını beyanla davalı adına haksız ve kötü niyetli olarak tescil edilen “Helix” markasının hükümsüzlüğüne karar verilerek TPMK sicilinden terkinini talep ve dava etmiş, asıl davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi asıl ve ek raporları ve tüm dosya kapsamına göre; Helix ibaresi Türkçe bir kelime olmayıp, İngilizce Helix = Helis, sarmal eğri, helezon, salyangoz adı anlamlarına geldiği, tecavüz iddiasına konu davalının kullanımlarını gösterir katalogtaki helix kelimesinin yerine kullanılan trendy (en moda), Linear (çizgi) ve benzeri ürünü doğrudan ifade eden kelimeler olmayıp, ürün şeklinin benzerliği sebebiyle veya kullanım amacı itibariyle ürünleri gruplayan ibare olarak katalogta kullanıldığı gerekçesiyle asıl davanın reddine; Helix ibaresinin iddia olunduğu ve bilirkişi raporlarında da işaret edildiği üzere, 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesinde ifadesini bulan ürünün cinsini, çeşidini, vasfını ya da bu maddede belirtilen diğer özellikleri içermediği, işaret etmediği gibi, aynı maddenin d bendinde yer alan ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılan belirli bir meslek ya da sanat grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan bir işaret de olmadığı gerekçesiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; dosya kapsamında alınan ve sektör bilirkişilerinin de bulunduğu, bilirkişi heyet raporlarında İngilizce ve Fransızca kullanılan HELİX kelimesinin “helisel, helezon şekilli, sarmal” anlamlarında kullanıldığı, tarafların faaliyet gösterdiği aydınlatma sektöründe, “helisel lamba, helis ampul, helis (helix)” kelimesinin kullanıldığı ve aydınlatma armatürünün nitelik ve nicelik bakımından özelliklerini ifade ettiği, aydınlatma sektöründe benzer özelliklere sahip aydınlatma eleman grubunu tanımlamak üzere kullanıldığı gibi yaşamın her alanında yaygın şekilde kullanıldığının beyan edildiği anlaşılmakla; davaya konu tescilli markanın, tescilli olduğu 11. sınıfta “Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri) emtia grubunda vasıf, cins bildirdiği, 556 sayılı KHK 7/1-c maddesi gereğince ayırt ediciliği ve marka olma özelliği bulunmadığı ve bu ibarenin tek bir kişinin tekeline verilemeyeceği, bu sınıf yönünden hükümsüzlüğe karar verilmesi gerektiği ve hükümsüzlük kararının 556 sayılı KHK 44. madde gereğince baştan itibaren hüküm ifade edeceği gerekçesiyle, asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak yukarıda açıklanan gerekçeyle asıl davanın reddine, birleşen davada davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, davacı adına tescilli 2010/41690 sayılı HELİX markasının 11. sınıfta” Aydınlatma cihazları (taşıtlar, iç ve dış mekanlar için aydınlatma armatürleri) emtia grubunda kısmen hükümsüzlüğüne, karar verilmiştir.
Kararı davacı-birleşen dava davalı vekili temyiz etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 20,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl davada davacı-birleşen davada davalıdan alınmasına, 25/06/2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.