YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3863
KARAR NO : 2020/3818
KARAR TARİHİ : 21.09.2020
Adalet Bakanlığının, 16/04/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık … hakkında yapılan yargılama sonucunda sanığın mahkûmiyetine dair Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/379 esas, 2017/990 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 07/05/2020 tarihli yazı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında, 04/06/2014 tarihinde işlediği iddia olunan kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı 07/11/2014 tarihinde TCK’nın 191/2. maddesi uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesine, tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği, erteleme kararına karşı başvurulabilecek itiraz kanun yolunun gösterildiği ancak kararın tebliğ edilmediği,
2- Tedbirin infazına başlaması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan “Gölcük Mahallesi 9402. Sokak No:82/2 Menemen/İzmir” adresinde abisi … ’e 20/01/2015 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak sanığın kuruma müracaat etmemesi üzerine “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği” gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, 25/03/2015 tarihli iddianameyle kamu davası açıldığı,
3- Yapılan yargılama sonucunda, Denizli 11. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/07/2015 tarihli ve 2015/347 esas, 2015/784 sayılı kararıyla “ısrar şartı gerçekleşmeden dava açıldığı” gerekçesiyle “kamu davasının durmasına ve erteleme kararının uygulanması bakımından C. Başsavcılığına gönderilmesine” kararı verildiği, bu kararın itiraz edilmeden kesinleştiği,
4- Bunun üzerine Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca sanık hakkında 06/04/2016 tarihinde tekrar kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme kararına karşı başvurulabilecek itiraz kanun yolunun gösterildiği ancak kararın tebliğ edilmediği,
5- Tedbirin infazına başlaması için Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin sanığın bilinen son adresi ve aynı zamanda MERNİS adresi olan “Gölcük Mahallesi 9402. Sokak No:82/2 Menemen/İzmir” adresinden taşınmış olması nedeniyle bila tebliğ iade edilmesi üzerine aynı adrese 06/04/2016 tarihinde Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği,
Sanığın kuruma müracaat etmemesi üzerine gönderilen meşruhatlı uyarı yazısının aynı adreste usulüne uygun olarak 01/06/2016 tarihinde Tebligat Kanununun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edildiği,
Ancak sanığın bu uyarıya rağmen de kuruma müracaat etmemesi üzerine “yükümlülüklerine uygun davranmamakta ısrar ettiği” gerekçesiyle kamu davasının ertelenmesi kararı kaldırılarak, 06/03/2017 tarihli iddianameyle tekrar kamu davası açıldığı,
6- Yapılan yargılama sonucunda, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/379 esas, 2017/990 sayılı kararıyla sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 51. maddesi gereğince cezasının ertelenmesine karar verildiği, hükmün usulüne uygun olarak tebliğ edildiği ancak yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
7- Sanığın erteleme süresi içinde işlediği iddia edilen silahla kasten yaralama suçundan hapis cezasının kesinleştiğinin ihbar edilmesi üzerine 02/10/2019 tarihli ek kararla erteli cezanın aynen infazına karar verildiği, ancak kanun yararına bozma yoluna başvurulması üzerine 25/12/2019 tarihli ek kararla infazın durdurulmasına karar verildiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Adı geçen sanığın denetim süresi içinde yeni bir suç işlediğinin ihbar edilmesi üzerine, bahse konu hapis cezasının aynen infazına dair Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 02/10/2019 tarihli ve 2017/379 esas, 2017/990 sayılı ek kararının, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ilk kararının kanun yararına bozma yoluyla bozulması halinde infaz kabiliyetinin bulunmayacağı değerlendirilerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 191/2. maddesinde, “Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında … beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir.” ve 191/4. maddesinde “Kişinin, erteleme süresi zarfında; a) Kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi, b) Tekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması, c) Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması hâlinde, hakkında kamu davası açılır.” şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 26/09/2016 tarihli ve 2015/8231 esas, 2016/4886 karar sayılı ilâmındaki ”….Somut olayla ilgili; kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan şüpheli hakkında, Cumhuriyet savcısı tarafından TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen ‘kamu davasının açılmasının ertelenmesine’ ilişkin karara, şüphelinin itiraz hakkının bulunduğu kabul edildiğinden, kanun yararına bozma talebi yerinde değildir……İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Hakimliği’nin 07/11/2014 tarih ve 2014/1579 değişik iş sayılı “itirazın kabulüne” ilişkin kararına yönelik, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteğinin CMK’nın 309. maddesi gereğince REDDİNE,….” şeklindeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının bila tarihli ve 2014/17708 soruşturma, 2014/122 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının sanığa tebliğ edilmediği, anılan karara karşı adil yargılama ilkesi ve suçsuzluk karinesi gereğince, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 171 ve 173. maddelerinde suçtan zarar gören için tanınan “kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz” hakkıyla ilgili hükümlerin, TCK’nın 191. maddesinin 2. fıkrası kapsamında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı şüpheli için de kıyas yolu ile uygulanması gerektiği gözetilmeksizin, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığınca itiraz hakkı tanınmamakla birlikte Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çıkarılan 14/01/2015 tarihli çağrı yazısında da itiraz hakkı olduğunun belirtilmediği bu hâliyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği cihetle, 5721 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/1. maddesinde yer alan, “Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.” ve aynı maddenin 8. fıkrasında yer alan, “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde hüküm çeşitlerinin tahdidi olarak sayıldığı, somut olayda mahkemesince açılan kamu davası hakkında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden durma kararı verilerek, şüpheli hakkında geçerli tebligat işlemleri yapılarak denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi yönünde karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/379 esas, 2017/990 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
Dosyadaki bilgilere göre, sanığın kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin kararda gösterildiği ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun şekilde sanığa tebliğ edilmediği için, kararın kesinleşmemesi nedeniyle inceleme konusu olayda sanığın yükümlülüklere uymaması eyleminin gerçekleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle “kamu davasının durmasına ve gerekli usulü işlemlerin tamamlanarak kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyet hükmü kurulması, yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Ayrıca, suç tarihinden sonra 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren ve ceza miktarı yönünden sanığın aleyhine olan 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191. maddesi uygulanarak fazla ceza tayin edilmesi de yasaya aykırı olmakla birlikte, öncelikle yukarıda açıklanan bozma nedenine göre durma kararı verilmesi gerektiğinden, sanığın durma kararı sonrası yükümlülüklerine aykırı davranması halinde verilecek yeni hüküm sırasında, suç tarihi itibariyle ceza miktarı yönünden sanık lehine olan 5560 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/1. maddesi uyarınca ceza tayin edilmesi gerektiği hususunun dikkate alınması mümkün görülmüştür.
D) Karar :
Açıklanan nedenlere göre; Denizli 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/09/2017 tarihli ve 2017/379 esas, 2017/990 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.