YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2491
KARAR NO : 2020/3746
KARAR TARİHİ : 01.10.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.04.2018 tarih ve 2018/29 E- 2018/213 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nce verilen 03.10.2018 tarih ve 2018/2016 E. – 2018/1505 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacının sahibi olduğu Mithaş Madencilik San. ve Tic. A.Ş. ile Kömür İşletmeleri A.Ş. arasında sözleşme imzalandığını, işbu sözleşme uyarınca taraflar arasında ticari ilişkinin başladığını, aynı şekilde Konya Şeker firmasına da davacı tarafından kömür satışının yapıldığını, KİAŞ ve Konya Şeker firmasının keyfi uygulamaları nedeni ile davacının ve sahibi olduğu şirketin zarara uğradığını belirterek davacı lehine maddi ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacının tacir veya esnaflık kaydının bulunmadığı anlaşılmakla, davaya bakmakla görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğundan, HMK’nın 1. ve TTK’nın 4. ve 5. maddeleri gereğince görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından lehine vekalet ücretine hükmedilmediği gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi’nin 2018/2016 esas ve 2018/1505 karar sayılı ve 03.10.2018 tarihli ilamında, HMK’nın 331/2.fıkrasında ifade edildiği üzere görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkeme hükmedeceği, görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosyası üzerinden bu durumu tespit ile davacıya yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğinden “davacının yerel mahkeme kararına yönelik istinaf istemi Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1.maddesi gereğince yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından vekalet ücreti ve ilk derece mahkemesinin görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine kararının bozulması istemiyle temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
H.M.K.’nın 353/1-a-3 maddesi gereğince, “Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması…” hallerinde Bölge Adliye Mahkemesi esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresi içinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir.
H.M.K.’nın 362/1-c maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemeleri’nin “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarını çözmek için verilen kararlar ile merci tayinine ilişkin kararlar.” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz.
H.M.K. sisteminde, yukarıda belirtilen maddelerle; ilk derece mahkemesinin görevli veya yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermesi veya görevli veya yetkili olmadığı halde işin esasına girmesi halleri ile birinci mahkemenin görevsizlik veya yetkisizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi ancak ikinci mahkemece verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararının istinaf edilmesi halinde bu başvuru sonucu verilen veya her iki mahkemenin de görevsizlik veya yetkisizlik kararlarının istinaf edilmeden kesinleşmiş olması halinde merci tayini için verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesince verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararının Bölge Adliye Mahkemesi’nce benimsenerek bu karara karşı başvurulan istinaf talebinin reddedilmesi halinde veya ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik veya yetkisizlik kararına karşı başvurulan istinaf talebinin Bölge Adliye Mahkemesi’nce kabul edilerek ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılıp ilk derece mahkemesi kararında belirtilen mahkemeden başka bir mahkemenin görevli veya başka bir yer mahkemesinin yetkili olduğuna karar verilmesi halinde; Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu tür kararlarına karşı temyiz yoluna başvurulup başvurulamayacağı diğer bir değişle bu kararların kesin olup olmadığı hususunda H.M.K.’da bir düzenleme bulunmamaktadır.
Bu durumda ilk bakışta, lafzi bir engel bulunmadığı için bu kararlara karşı temyiz yolunun açık olduğu düşünülebilir ise de bu kabul H.M.K.’nın sistematiğine ve mantığına aykırı olacaktır. Zira bu sistemin mantığına göre görev ve yetki ihtilafları istinaf aşamasında kesinleşmelidir.
Nitekim Dairemizin yukarıda belirtilen gerekçesine uygun olarak 28 Temmuz 2020 günü yürürlüğe giren 7251 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 39. maddesi ile HMK’nın 362/1-c maddesinde yapılan değişiklikle “Yargı çevresi içinde bulunan ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verilen kararlar ile yargı yeri belirlenmesine ilişkin kararlar” hükmüne yer verilmiştir. Böylece Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilk derece mahkemelerinin görev ve yetkisi hakkında verdiği tüm kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağı, kararların kesin olduğu açıkça hüküm altına alınmıştır.
Bu itibarla Dairemizce bu kararların ve somut olayda temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının kesin olduğu kanaatine varılmakla temyiz talebinin bu nedenle reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 01.10.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.