Yargıtay Kararı 8. Ceza Dairesi 2019/678 E. 2020/16111 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/678
KARAR NO : 2020/16111
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet

Gereği görüşülüp düşünüldü:
TCK.nın 268. maddedeki suçun oluşması için öncelikle, fail tarafından işlenen bir suçun bulunması gerekmektedir. Başka deyişle iftira suçunun aksine, bu madde bakımından gerçek bir suçun işlenmesi ve bu suçun faili ile 268. maddedeki eylemin failinin aynı kişi olması zorunludur.
İşlenmiş olması gereken suçun kasıtla veya taksirli suç olması arasında bir fark bulunmamaktadır. Fakat, maddede yalnızca suçtan söz edilmekle, kabahatler veya disiplin eylemleri madde kapsamında değerlendirilmemektedir.
Maddedeki ifade biçiminin hatalı olduğu söylenebilir ise de, mevcut düzenleme karşısında, failin gerçekte o suçu işlememiş bulunduğunun anlaşılması halinde, başkasının kimlik bilgilerini kullanma eyleminin 268. maddedeki suçu oluşturmadığını kabul etmek, kanunilik ilkesi bakımından zorunlu görülmektedir. Bu tür eylemlerde 206. maddenin uygulanması gereklidir.
Hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından verilen ve kesinleşen beraat kararları karşısında hukuken sanığın işlediği bir suç bulunmadığının kabulünde zorunluluk bulunduğu halde kolluk görevlisine (düzenlenecek bir belgeye esas olarak) beyanda bulunurken, başkasına ait kimliği veya bilgileri kullanma eylemi TCK.nun 268. maddesini değil 206. maddesindeki suçu oluşturmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında sanığın hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından hakkında başlatılan soruşturmada, kardeşi olan mağdur …’a ait kimlik ile bilgilerini emniyet görevlilerine beyan ettiği olaya ilişkin, sanık hakkında hırsızlık, mala zarar verme ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından Küçükçekmece 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.04.2016 tarih, 2014/1908 Esas ve 2016/664 Karar sayılı kararı ile delil yokluğundan beraat verildiği, bu kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmakla; sanığın “işlediği bir suçtan” söz edilemeyeceği cihetle TCK.nın 268. maddesinde tanımlanan suçun unsurları oluşmayıp sanığın TCK.nın 206. maddesi uyarınca cezalandırılmaları gerektiğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 28.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.