YARGITAY KARARI
DAİRE : 9. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/30086
KARAR NO : 2020/14784
KARAR TARİHİ : 04.11.2020
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 2010 yılında işe girdiğini, işyerinde 20 ay kadar çalıştıktan sonra ayrıldığını, 2013 yılı Ağustos ayında yeniden aynı işyerinde çalışmaya başladığını, çalışma düzeninin son derece bozuk olduğunu, 24 saat devamlı çalışıp 24 saat istirahat ettiğini, haftalık izin verilmediğini, çalışmalarının karşılığının ödenmediğini, 3600 gün prim ödemesinin de dolması nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini ileri sürerek kıdem tazminatı ile birkısım işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı tarafça cevap dilekçesi ibraz edilmemiş olup; davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanılan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Taraflar arasında davacının aylık ücetinin miktarı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nda 32’nci maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödenmesi amacıyla zamanzaman, iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. Bu durumda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Somut olayda, davacı dava dilekçesinde, 18.12.2014 tarihinde alması gereken 1.350,00 TL ücret alacağının ödnemediğini ileri sürmüş olup; davalı tarafça yargılama aşamasında bir kısım imzalı ücret bordroları sunulmuş olup; bahse konu bordrolarda ücret asgari ücrettir. Davacı tanıklarından … maaşın tamamının banka yoluyla ödendiğini belirterek “Davacı asgari ücret alırdı.” şeklinde beyanda bulunmuş olup; diğer davacı tanığı maaşın asgari ücret kadarlık kısmı banka yoluyla fazla kısmı elden ödendiğini beyan etmiş ise de, ücret miktarına ilişkin net bir açıklaması bulunmamaktadır. Ayrıca her ne kadar mahkemece emsal ücret araştırması için Lastik-İş Sendikasına müzekkere yazılmış ise de, davacı sendika üyesi olmayıp; sendika tarafından bildirilen aylık ortalama ücret dahi 1.300,00 TL’dir. Buna rağmen, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı iddiası gibi ücretin net 1.350,00 TL kabul edilerek, işçilik alacaklarının hesaplandığı ve hüküm altına alındığı görülmektedir. Ne var ki; tanık beyanları, imzalı ücret bordroları ve dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacının iddiasını ispatlayamadığı anlaşılmakla, davacının asgari ücret ile çalıştığı kabul edilmek suretiyle işçilik alacaklarının hesaplanması ve hüküm altına alınması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3- Taraflar arasında davalı lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilmeyeceği hususunda da uyuşmazlık bulunmaktadır.
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 13. maddesinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin İkinci Kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği ancak hükmedilen ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği düzenlenmiştir.
Öte yandan, Dairemiz uygulamasında, tanık beyanlarına göre ispatlanan fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil alacakları yönünden yapılan uygun makul bir oranda indirim ile ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde bir kurala yer verilmediğinden ve ayrıca işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusunu arttırdığı aşamada mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı bilinemediğinden, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarından yapılan indirimlerden dolayı reddine karar verilen miktar bakımından kendisini vekille temsil ettirmiş olan davalı yararına vekalet ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, “Davalı taraf lehine reddedilen miktar nedeniyle vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,” karar verilmiş ise de, dava dilekçesinde talep edilen hafta tatili ücreti miktarı 500,00 TL olup, mahkemece hafta tatili ücret alacağı talebinin reddine karar verildiği anlaşılmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı taraf lehine 500,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken bu hususun dikkate alınmaması da hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 04/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.