Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/443 E. 2020/4416 K. 26.10.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/443
KARAR NO : 2020/4416
KARAR TARİHİ : 26.10.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/04/2017 tarih ve 2015/93 E.- 2017/587 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi’nce verilen 07/11/2019 tarih ve 2017/2375 E.- 2019/2007 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; müvekkilinin iş sahasında meydana gelecek kazalara karşı makinelerini, makine kırılma sigortası poliçesi ile sigorta ettirdiğini, sigorta edilen Komatsu markalı 1 adet lastikli yükleyici olarak tabir edilen iş makinesi taş ocağında çalışmakta iken 17.10.2010 tarihinde üzerine büyük bir taş parçasının yuvarlanması sonucu, operatörün bulunduğu kabininin tamiri mümkün olmayacak şekilde hasara uğradığını, kazanın davalı … şirketine bildirildiğini, davalı … eksperinin, kabinin tamir edilebilir olduğunu, yenisiyle değiştirilmesine gerek olmadığını beyan etmesi ve hasarın meydana geldiği yer itibariyle teminat dışı olduğu gerekçesiyle ödeme yapılmadığını, halbuki sigortalanan aracın maden işlerinde çalışmak üzere yapılmış bir makine olduğunu, hasar gören makine kabininin güvenlik nedeniyle değiştirilmesi gerektiği belirtilmesine rağmen davalının hasar bedelini ödememesi nedeniyle müvekkilinin makinenin kabinini tamir ettirerek güvenlik koşullarına ayıkırı şekilde kullanmak durumunda kaldığını, bu tamir işlemi için de 31.039,94 TL harcama yaptığın ileri sürerek iş makinesinde oluşan hasarın, kabin yenilenmesi şeklinde giderilmesini, bu talebin yerinde görülmemesi halinde kabin yenileme bedelinin ödenmesi, bu dahi kabul edilmezse müvekkili şirketin kabin tamiri için ödemiş olduğu 31.039,94 TL’nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş; sunmuş olduğu 28.02.2014 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 108.872,24 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; hasarın poliçe teminatı dışında olduğunu, poliçede sigortalanan makinenin maden ocağı ve taş ocağında çalışması sırasında meydana gelen hasarların teminat dışı olduğu yönünde özel şart bulunduğunu, hasarlı aracın davacı tarafından iddia edildiği gibi maden işleri için yapılmadığını ve müvekkilince hasarlanan aracın tamir edilmesinin dahi hiçbir şekilde kabul edilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacıya ait iş makinesinin hasarının, davalı tarafından sözleşme öncesi gerekli bilgilendirme yapıldığı hususunun davalı şirket tarafından ispatlanamadığı, bu nedenle hasarın sigorta poliçesi kapsamında kaldığının kabul edilmesi gerektiği ve hasar bedelinin KDV dahil 87.632,25 TL olarak hesaplandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 87.632,25 TL’nin 18.10.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve hasar gören makineyi kapsama alan 11.10.2010 tarihli zeyilnamede ayrıca düzenlenen özel şartlarda taş ocağında yapılan çalışmada oluşan hasarın kapsam dışı olduğunun ayrıca belirtilmemiş olmasına ve bu nedenle dava konusu hasarın poliçe kapsamında değerlendirilmesinin sonucu itibariyle yerinde olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava rizikonun gerçekleştiği iddiasıyla makine kırılması sigorta poliçesinden doğan alacak istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, kararı davalı tarafın istinaf edilmesi üzerine inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir. Ancak İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada Bölge Adliye Mahkemesince mezkur kısmen kabul kararına yönelik istinaf isteminin esastan reddi kararı nedeniyle kabul edilen alacak miktarı üzerinden nispi karar harcına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı şekilde maktu karar harcına hükmedilmesi doğru olmadığından kararın bu nedenle bozulması gerekmişse de, anılan yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2017/2375 E. – 2019/2007 K. sayılı kararının 2 numaralı bendinin tamamen hükümden çıkartılarak yerine “Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 5.986,40 TL istinaf karar harcından davalının peşin olarak yatırdığı 1.496,60 TL’nin mahsubu ile bakiye 4.489,80 TL karar harcının davalıdan tahsiline” ibaresinin eklenmesine ve kararın bu şekilde düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenle, davalı vekilinin tüm temyiz istemlerinin reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin 2017/2375 E. – 2019/2007 K. sayılı kararının HMK’nın 370/2. maddesi uyarınca yukarıda açıklanan şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.445,45 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 26/10/2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.
492 sayılı Harçlar Yasası’nın 2. maddesinde “Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı”,
(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde “Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı”,
1/e maddesinde de “yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay’ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı” düzenlenmiştir.
Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen “istinaf başvurusunun esastan reddi” kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen “esas hakkında” karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.
Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki “esastan” ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)
Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99)
1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.
Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası’nın 73/3 maddesindeki “Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına” ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.
Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve maktu karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen maktu karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygunluk taşımaktadır.
Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastdan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.
Ancak Yüksek Dairece gerek istinaf karar ve ilam harcının ve gerekse temyiz onama harcının nisbi olması gerektiğinden bahisle yazılı şekilde karar verilmiş olup Daire çoğunluğu görüşü yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir.
Açıklanan nedenlerle sayın çoğunluk görüşüne karşıyım.