Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2017/367 E. 2020/6763 K. 03.11.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/367
KARAR NO : 2020/6763
KARAR TARİHİ : 03.11.2020

14. Hukuk Dairesi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 05.12.2014 gününde verilen dilekçe ile önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabul, kısmen reddine dair verilen 09.06.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davacı, paydaşı olduğu dava konusu 1078 ada 15 parsel sayılı taşınmazda 26.11.2014 tarihli satış işlemiyle davalıya satılan 1/4 hissenin önalım hakkı nedeniyle müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı, taşınmazın gerçek satış bedelinin 110.000 TL olduğunu ve 3 adet taşınmazla takas edildiğini, taşınmaz üzerinde 3 daire bulunduğunu ve fiilen taksim edildiğini beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı …’e karşı açılan davanın kabulü ile; 1078 ada 15 parsel sayılı taşınmazda davalı …’e ait 1/4 hissenin tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, davalı … hakkında açılan davanın husumet nedeniyle usulden reddine, karar verilmiştir.
Hükmü, davalı … vekili temyiz etmiş ve fiili taksim savunmasında bulunmuştur.
Önalım davasına konu payın ilişkin bulunduğu taşınmaz paydaşlarca özel olarak kendi aralarında taksim edilip her bir paydaş belirli bir kısmı kullanırken bunlardan biri kendisinin kullandığı yeri ve bu yere tekabül eden payı bir üçüncü şahsa satarsa, satıcı zamanında bu yerde hak iddia etmeyen davacının tapuda yapılan satış nedeniyle önalım hakkını kullanması Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde yer alan dürüst davranma kuralı ile bağdaşmaz. Kötüniyet iddiası 14.2.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davanın her aşamasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de kendiliğinden nazara alınması gerekir. Bu gibi halde savunmanın genişletilmesi söz konusu değildir. Eylemli paylaşmanın varlığı halinde davanın reddi gerekir.
Somut olaya gelince; davalı vekili yargılama aşamasında, taşınmaz üzerinde fiili taksim bulunduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece yapılan tahkikat ve keşifte dava konusu taşınmaz üzerinde 3 katlı yapı olduğu, bu yapıda zemin katta davacı …’ın, orta katta …’ın ve en üst katta ise davalıya pay satan …’ın ayrı ayrı kullandığı yerlerin bulunduğu tespit edildiğinden fiili taksimin varlığı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesi hatalıdır. Belirtilen husus gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir
Ayrıca, eldeki davanın önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil olduğu halde karar başlığında davanın elatmanın önlenmesi tazminat ve ecrimisil olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.11.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.