YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/4503
KARAR NO : 2020/2760
KARAR TARİHİ : 10.06.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Aydıncık(Mersin) Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 31/05/2018 tarih ve 2018/4 E- 2018/84 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9.Hukuk Dairesi’nce verilen 18/03/2019 tarih ve 2018/1199 E- 2019/268 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, 18/07/2014’den itibaren davalı şirketin müdürü olduğunu, şirket müdürlüğü görevinden 18/03/2016 tarihinde istifa ettiğini ve istifasını noter kanalı ile davalıya bildirdiğini, ancak istifasının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilmediğini, davalı şirkete tescil ve ilan işleminin yapılması için gönderilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek istifa dilekçesinin davalı tarafından tebliğ edildiği tarih itibariyle istifasının hükmen tescilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket yetkilisi, davayı kabul ederek, kabul beyanına göre karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK’da limited şirket müdürünün istifası hakkında herhangi bir düzenleme bulunmadığı ancak 6098 sayılı TBK’nın 547. maddesine göre limited şirket müdürünün ticari temsilci olduğu, limited şirket müdürlerinin TBK’nın 512. maddesine göre tek taraflı olarak müdürlük görevlerini herhangi bir makamın kabulü olmaksızın sonlandırabileceği, müdürlükten istifanın Ticaret Sicil Gazetesinde tescili ve ilanının zorunlu olduğu, TTK’nın 33. maddesinde belirtilen düzenleme gereğince ilgilinin öncelikle Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurması gerektiği, ancak davacının Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurmadan dava açmış olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi’nce; limited şirket müdürünün istifa ya da başka bir sebeple görevden ayrılmasının tescili zorunlu hususlardan olduğu, davacının müdürlük görevinden ayrıldığının tescil görevinin şirket yönetimine ait olduğu, davacının tek taraflı irade beyanı ile müdürlük görevinden ayrıldığını şirkete bildirmesi ile istifanın sonuç doğurduğu ve davacının iş bu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığı,ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının şirket müdürlüğünden istifasının tespiti ile istifasının Ticaret Sicil Gazetesinde tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, müdürlükten istifanın Ticaret Sicil Gazetesinde tescili ve ilanının zorunlu olduğu, TTK’nın 33. maddesi gereğince ilgilinin öncelikle Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurması gerektiği gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, bölge adliye mahkemesince de davacının dava açmasında hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalı şirketteki müdürlük sıfatının istifa ile sona erdiğini şirkete bildirerek bu durumun şirketin sicil kayıtlarına işlenmesini ve ilanını talep etmiş, şirket yetkililerince davacının istemi yerine getirilmediğinden, davacı istifasının tespit ve tescili istemiyle işbu davayı açmıştır.
TTK’nın 33 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 38’nci maddelerine göre, tescil edilmiş konulardaki her türlü değişikliklerin de tescili gerekir. Limited şirketler bakımından TTK’nın 510 ncu maddesinde, tescilin şirket müdürleri tarafından talep edileceği öngörülmüş olup, aynı Kanun’un 30 ve Ticaret Sicili Tüzüğü’nün 31’nci maddesine göre de tescil, ilgililer veya yetkili temsilcileri ile hukuki halefleri tarafından istenir. Bu itibarla, davacının doğrudan Ticaret Sicil Memurluğu’na başvurarak talepte bulunması mümkün olmadığından davalı şirkete tescile icbar davası açmasında hukuki bir engel bulunmamaktadır. Bu cihetle, mahkemece, davacının talebinde hukuki yararı olduğu ve davalı tarafın davayı kabul beyanı da gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçe ile hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK’nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 10/06/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.