Yargıtay Kararı 13. Ceza Dairesi 2012/7251 E. 2012/13967 K. 13.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/7251
KARAR NO : 2012/13967
KARAR TARİHİ : 13.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hüviyet cüzdanı, pasaport ve ruhsatnamelerde sahtecilik, damgada sahtecilik, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanıklar İsmail Özkayıt ve …’ın yokluğunda verilen hükmün, kendilerine müdafii atandığından haberdar olmayan sanıklara tebliğ edilmediğinin ve sanıklara atanan zorunlu müdafiye yapılan karar tebliği üzerine sanıklar müdafiinin kanun yoluna başvurmaması nedeniyle kararın kesinleştirilerek infaz için Cumhuriyet Başsavcılığına verildiğinin anlaşılması karşısında, infaz aşamasında sanıkların yakalanması üzerine sanık İsmail Özkayıt’ın 30.09.2010 tarihli kararın kendisine tebliği için süre tutum dilekçesi niteliği taşıyan ve kararı öğrenmesi üzerine 08.10.2010 tarihinde vermiş olduğu temyiz talebi dilekçeleri ile sanık …’ın kararı öğrenmesi üzerine 17.12.2007 ve 11.02.2008 tarihinde vermiş olduğu temyiz iradesini taşıyan dilekçelerinin, süresinde verildiğinin kabulüyle yapılan incelemede;
A-Sanıklar hakkında damgada sahtecilik ve sahte ruhsat belgesi düzenlemek suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanıkların müştekiye ait aracın çalınmasından sonra aracın satılması amacıyla sahte plaka ve sahte ruhsat tanzim etmek şeklindeki eylemlerine uyan 765 sayılı TCK’nın 333/1 ve 350/1-3 maddelerinde tanımlanan suçların gerektirdiği cezaların türü ve üst sınırına göre, aynı Yasanın 102/4 maddesinde belirtilen 5 yıllık asli zamanaşımı süresinin sanık İsmail Özkayıt yönünden talimatla sorgusunun yapıldığı 18.09.2000 tarihinden mahkumiyet kararının verildiği 02.11.2006 tarihine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem yapılmadan geçmiş olması; sanık … yönünden ise aynı 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde belirtilen 7 yıl 6 aylık genel dava zamanaşımı süresinin, suç tarihi olan 01.07.1999 tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve İsmail Özkayıt ile müdafiinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle isteme uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki belirtilen suçlardan açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE,
B-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Sanıkların aşamalardaki savunmaları ile yakalama ve üst arama, zaptetme tutanaklarına göre; sanıkların müştekiye ait 34 VV 685 plakalı ve 1999 model minibüsü sokak üzerinde kapıları kilitli olarak park halindeyken, aracın sürgülü kapısındaki şifreli kilidi, kapı kilitlerinin şifresini sökmeye yarayan tirbişön denen aletle söküp çıkartarak, ham anahtarı bu şifreye göre yapıp aracı
../..

2

bu taklit anahtarla açıp çalıştırarak çaldıklarının anlaşılması karşısında, sanıkların eyleminin 765 sayılı TCK’nın 493/2 ve 5237 sayılı TCK’nın 142/2-d maddesine uyduğunun anlaşılması karşısında, eylemin 5237 sayılı TCK’nın 142/1-e maddesine uyduğundan bahisle yazılı şekilde hüküm kurulması karşı temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve tebliğnamenin zamanaşımı nedeniyle bozma ile düşme isteyen düşüncesi benimsenmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde, 5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesi göz ardı edilerek, 53/1-c bendinde belirtilen haklardan sanıkların mahkum olduğu cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına karar verilmiş olması,
2-5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı, ortak yargılama giderlerinden de paylarına düşen miktarda eşit olarak sorumlu tutulmaları gerektiğinin düşünülmemesi,
3- Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun Dairemizce de benimsenen 08.04.2008 gün ve 2008/1-157 Esas, 2008/74 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere; sonraki suç tarihinin 01.06.2005 tarihinden önce olması halinde, 5237 sayılı TCK’nın lehe olduğunun kabulü ile yapılan uygulamalarda, sanıklar hakkında 5237 sayılı TCK’nın 7/3. maddesi dikkate alınarak, aynı Kanunun 58. maddesinde yer alan tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve İsmail Özkayıt ile müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından 53. maddenin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ” 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmalarına” cümlesinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından yargılama giderlerinin müteselsilen alınmasına ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ”sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına” cümlesinin eklenmesi ve hüküm fıkrasından 5237 sayılı TCK.’nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılması suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi