YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1295
KARAR NO : 2020/4362
KARAR TARİHİ : 22.10.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27.04.2016 gün ve 2014/1069 – 2016/331 sayılı kararı bozan Daire’nin 17.10.2018 gün ve 2017/954 – 2018/6428 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalı bankanın, müvekkilinin onayı olmadan teminat mektubu düzenlemek suretiyle dava dışı Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş’ye usulsüz düzenlenen teminat mektubuna istinaden 60.000,00 TL ödeme yaparak müvekkilini borçlandırdığını, borçtan dolayı hesaplara bloke koymak, gayrinakdi risk hesabını kısıtlamak suretiyle zarar verdiğini, gayrinakdi risk hesabı kullanımının engellenmiş olması ve icra tehdidi altında kalan müvekkilinin borçlanmaya ilişkin banka ile bir yapılandırma yapmaya mecbur kaldığını, yapılandırmanın 60.000,00 TL bedelli, 36 ay vadeli ticari kredi olduğunu, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2013/12 Esas numaralı dosyası ile menfi tespit davası açıldığını ileri sürerek, haksız ödenen 36.694,02 TL’nin her taksit için ödeme tarihinden başlayacak ticari faiziyle ve ayrıca 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında ıslah ile 36.694,02 TL yönündeki talebini 41.943,78 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde 36.694,02 TL ödemek zorunda kaldığı, davalının temerrüte düşürülmediği, faiz talebinin reddi gerektiği, davacının uğradığını iddia ettiği maddi zararına ilişkin delil sunamadığı ve bu hususu ispatlayamadığı, davacının şahsiyet haklarına bir saldırının olmadığı, manevi tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davacının maddi manevi tazminat isteminin reddine, istirdat talebinin kısmen kabulü ile 36.694,02 TL’nin dava tarihi olan 20.11.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Davacı vekili, bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen sair karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2- Dava, davalı bankanın davacının izni ve muvafakatı dışında düzenlemiş olduğu teminat mektubu nedeniyle ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadı ile uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlendiği şekilde, davalının hukuka aykırı olarak teminat mektubu düzenleyip borçlandırması neticesinde ödenmek zorunda kalınan bedelin istirdadına, maddi ve manevi tazminat istemlerinin ise, reddine karar verilmiştir.
Ancak, TBK’nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde, şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir denilmiştir. Şahsiyet haklarına saldırıda, manevi tazminat istenebilmesi için TBK’nın 58 (818 sayılı BK 49.) maddesinde belirtilen şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu şartlar ise şahsiyet haklarına saldırı olması, saldırının haksız olması, manevi zarara uğranılması, kusurlu olunması ve illiyet bağı bulunmasıdır. (Bkz. Prof Dr. Safa Reisoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, yirminci baskı, S.202-208).
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesi bağlamında davacı kredi müşterisinin talebiyle dava dışı 3. kişi lehine düzenlenen teminat mektubunun işlevinin sona erip kredi müşterisi tarafından bankaya iadesinden sonra 3. kişinin davalıdan talebi üzerine, davacı kredi müşterisinin rızası ve haberi olmaksızın, davalı banka tarafından iade edilen teminat mektubunun yerine başka bir teminat mektubu düzenlenip 3. kişiye verilmesi ve daha sonra 3. kişinin tazmin talebinin kabulü ile tazmin edilmesinin davacının ticari itibarını sarsan ve manevi zarara uğramasına neden olan eylem olduğu halde somut olayın bu özelliği dikkate alınmaksızın manevi tazminat isteminin reddi doğru görülmediğinden mahkemece verilen kararın manevi tazminat yönünden de davacı yararına bozulması gerektiğinden davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile yukarıda açıklanan bozma nedeninin Dairemizin 17.10.2018 tarih, 2017/954 E.-2018/6428 K. sayılı ilamına 3 numaralı bent olarak eklenmesi, (3) numaralı bendin (4) numaralı bent olarak değiştirilmesi suretiyle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin sair karar düzeltme istemlerinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin manevi tazminata yönelik karar düzeltme isteminin kabulü ile yukarıda açıklanan bozma nedeninin Dairemizin 17.10.2018 tarih, 2017/954 E.-2018/6428 K. sayılı ilamına 3 numaralı bent olarak eklenmesi, (3) numaralı bendin (4) numaralı bent olarak değiştirilmesi suretiyle kararın bozulmasına, işbu kararın yukarıda belirtilen İLAMIN EKİ SAYILMASINA, ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 22.10.2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, teminat mektubunun usulsüz olarak muhataba ödenmesi nedeniyle oluşan zararın davalı bankadan tahsili ile manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, davacı şirketin, dava dışı Akdeniz Elektrik Dağıtım A.Ş. nezdinde gireceği ihale nedeniyle oluşacak zararı temin amacıyla davalı bankadan muhatap şirket lehine alınan “kayıtsız, şartsız ve ilk yazılı talepte ödeme kayıtlı 60.000 TL” teminat mektubu verdiği, teminat mektubunun işinin bittiği gerekçesiyle bankaya iadesi üzerine, bankanın teminat mektubunu iptal yazısı düzenleyerek davacıya verdiği, ancak teminat mektubunun muhatabı Akdeniz AŞ’nin, mektubun sehven ihale katılımcısı Ömer’e iade edildiği, oysa bu kişinin ihale yasaklısı olduğu dönemde ihaleye girerek kurumu zarara uğrattığı gerekçesiyle teminat mektubu olmaksızın davalı bankaya başvurması üzerine, davalı bankanın da mektup bedelini muhataba ödediği anlaşılmaktadır.
iptal edilen teminat mektubu bedelini haksız olarak ödeyen davalı bankadan bu sebeple oluşan maddi zararını ve kendisinin bankalar nezdinde risk grubuna girmesine sebep olduğu gerekçesiyle manevi tazminat isteminde bulunmaktadır.
Mahkemece, maddi tazminat istemi yönünden davanın kabulüne, koşulları oluşmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, taraf vekillerinin temyizi üzerine karar, faiz istemi yönünden davacı taraf yararına bozulmuş, manevi tazminat istemi yönünden temyiz istemi reddolunmuştur.
Sadece davacı tarafça karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Teminat mektupları, TBK’nın 128 (eBK 110) maddesinde düzenlenen, teminat mektubu isteyen kişinin (lehtarın), üçüncü kişi nezdinde doğmuş veya doğacak bir borcunu garanti altına almak ve ona sunulmak üzere sözleşmenin diğer tarafından (garanti veren) alınan, süreli veya süresiz, koşullu veya koşulsuz olarak tanzim olunan, garanti belgeleridir. Lehtarın borcunu garanti eden banka, sözleşmenin tarafı olmayan muhatabın talebi üzerine teminat mektubunda yazılı bedeli ödeme yükümlülüğü altına girer. Söz konusu garanti sözleşmesi, TBK 129 anlamında tam üçüncü kişi yararına sözleşme niteliğinde olup, bu nitelikteki sözleşmeler, sözleşmenin tarafı olan edim borçlusundan doğrudan talepte bulunma hakkı verir (Şener Akyol, Tam Üçüncü Kişi Yararına Sözleşme, İstanbul1987, s.11.).
Öğretide de ifade olunduğu üzere, teminat mektupları sadece üçüncü kişi yararına garanti sözleşmesi yapıldığını gösteren bir ispat vasıtası olup, teminat mektupları kıymetli evrak niteliğinde değildir (Vahit Doğan, Teminat Mektubu, 3.Baskı, s.192; Seza Reisoğlu, Banka Teminat Mektupları, 4.Bakı, s.53, 216). Diğer bir anlatımla, üçüncü kişi lehine doğan hak, teminat mektubu olmaksızın da ileri sürülebilecektir.
Yargıtay uygulamasında da, teminat mektuplarının kıymetli evrak olmadığı, mektuptan doğan hakkın, mektup metni olmaksızın da ileri sürülebileceği bir çok kararda ifade edilmiştir (Bkz. 15 HD 02.10.2013 T. Ve 2012/6732-2013/5356; 19. HD15.06.2011 T. 2001/546-4641)
Dairemiz uygulamasında da, teminat mektubundan kaynaklanan banka borcunun sukutu için mutlaka muhatabın mektubu bankaya sunması gerektiği, mektubun muhatap değil de lehtar tarafından bankaya iadesi halinde, bankanın mutlaka muhatabı bundan haberdar etmesi, muhatabın riskin ortadan kalktığını teyit etmesi ve ancak bu doğrultuda risk çıkışını gerçekleştirmesinin zorunlu olduğu, aksi takdirde lehtar tarafından mektup aslı bankaya getirilse bile bankanın riskinin devam edeceği içtihat olunmuştur (Bkz. 30.11.2015 T. ve 2015/10116-12679).
Somut olayda, mektup aslı davacı lehtar tarafından davalı bankaya getirilmiş olup, her ne kadar davalı banka tarafından mektubun iptal edildiğine dair yazı verilmiş ise de, davacının lehtarın teminat mektubundan doğan riskinin kapatılması için ayrıca muhataptan riskin sona erdiğine ilişkin teyit yazısı sunması veya garanti veren bankadan bu yönde talepte bulunması gerektiği, bunlar olmaksızın, tam üçüncü kişi yararına sözleşme sonucu verilen ve bu nedenle sözleşmenin tarafı olmayan üçüncü kişiye talepte bulunma hakkı veren bir sözleşmenin varlığı nedeniyle, davalı bankanın bu borç kapsamında muhataba ödeme yapmasının hukuka uygun olduğu ve hatta ödeme yapmaya zorunlu olduğu, zira teminat mektubu aslının ve mektubun iptal edildiğine ilişkin yazının garanti veren bankanın üçüncü kişiye olan borcunu sona erdirmeyeceği, davacının bu sebeple davalı bankaya haksız ödeme isnadında bulunamayacağı ve tazminat talep edemeyeceği, ancak karar düzeltmeye gelenin sıfatı ve aleyhe bozma yasağı sebebiyle, sadece davacının karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle yetinilmesi gerektiği halde, Daire çoğunluğunun, davacı lehine ayrıca manevi tazminata da hüküm olunmak üzere yerel mahkeme kararının bozulmasına ilişkin kararına katılmıyorum.