YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5922
KARAR NO : 2020/6957
KARAR TARİHİ : 09.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, müdahalenin men’i yönünden davanın reddine, ecrimisil yönünden açılan davanın reddine, kira bedeli yönünden kabulüne karar verilmiş olup hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; … ilçesi … Köyü 48 parsel sayılı taşınmazda davalı ve davacının paydaş olduğunu, müvekkilinin kendisine ait payını davalı …’a 2009 yılında bir yıllığına 800,00 TL bedelle verdiğini, davalının 800TL’yi ödemediği gibi 2010, 2011, 2012 yıllarında da dava konusu taşınmazı işgal ettiğinden taşınmazın 1/2 payına davalı tarafından yapılan el atmanın önlenmesi ve taşınmazdaki payının davacıya teslimi, 800,00 TL bedeli ve 4800,00 TL haksız işgal bedeli olmak üzere toplam 5600,00 TL alacağın ihtarnamenin çekildiği 17.03.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı taraftan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkilinin işgalci olmadığını, kiracı olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece; müdahalenin meni ve ecrimisil talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, ecrimisil talebine ilişkindir.
1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre davacı vekilinin yerinde olmayan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmanın önlenmesini her zaman isteyebilir. Hatta elbirliği mülkiyetinde dahi paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine elatmanın önlenmesi davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı elatmanın önlenmesi davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre, payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu elatmanın önlenmesi davası ile değil, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir.
Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (iş yeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır.
Somut olaya gelince; davacının dava konusu taşınmazı 2012 yılında kullanmadığı ziraat bilirkişisi raporundan anlaşılmıştır. Her ne kadar mahkemece 2010-2011 yıllarında ÇKS kayıtlarına göre dava konusu taşınmazın davacının kullanımında olduğu gerekçesi ile 2010 ve 2011 yılı için ecrimisil isteminin reddine karar verilmiş ise de ÇKS kayıtları her ne kadar resmi niteliği olsa da beyana göre düzenlenen kayıtlar olması nedeniyle aksi ispat edilebilecek kayıtlardan olup, davalı cevap dilekçesinde dava konusu taşınmazı 2011 yılı ürünü aldıktan sonra davacının hissesini kullanmadığını beyan ettiğinden ÇKS kayıtlarının aksi, davalı beyanı ile ispatlanmıştır. Ayrıca davacının, davalıya 17.03.2010 tarihli … 13. Noterliğinin 04584 yevmiye numarası ile ihtar çektiği ve bu ihtarda dava konusu taşınmazın 2010 yılından itibaren hiçbir şekilde davalı tarafından kullanılmamasını bildirdiği ve bu ihtarın davalıya 26.03.2010 tarihinde tebliğ edildiği ve böylelikle davalının 2010 ve 2011 yıllarında kiracı olmadığı gibi intifadan men şartı ihtarla gerçekleştiğinden, 2010 ve 2011 yılları için davacının payına yönelik ecrimisile karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenle 6100 sayılı HMK’nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, sair itirazların 1. bentte yazılı nedenlerle reddine, taraflarca HUMK’un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 09.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi