Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/6432 E. 2013/8055 K. 30.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6432
KARAR NO : 2013/8055
KARAR TARİHİ : 30.05.2013

MAHKEMESİ : Ankara Asliye 21. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili ve … tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek davalı borçlu … ‘ün üzerine kayıtlı taşınmazını mal kaçırma amaçlı davalı …’a, …,…e sattığını belirterek tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili ve …, davanın reddini savunmuştur.
Davalı …’ya, usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece borçlu …’ün dava konusu taşınmazı, davalı …’e mal kaçırmak için gerçek değerinden düşük göstererek satması nedeni ile bu yönden davanın kabulüne, davalı … yönünden ise kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın bu yönden reddine karar verilmiş, hüküm davalı … vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 277 ve devamını izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK m. 283/1).
Bu davanın ön koşulları, takip konusu alacağın, iptali istenen tasarruftan önce doğması, alacağın gerçek bir alacak olması, borçlu hakkındaki takibin kesinleşmiş olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK m. 277) bulunmasıdır. Ön koşulların bulunması halinde ise İİK’nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Bu bakımdan tasarrufun iptali davalarında, davalı borçlu ile davacı arasındaki alacağın gerçek olmadığını ileri sürülmesi halinde bu hususun araştırılması zorunludur. Zira alacaklının gerçek bir alacağının bulunmadığı hallerde tasarrufun iptali davasının dinlenmesine imkan yoktur. Somut olayda davalı borçlu …temyiz dilekçesinde takibe konu senedi eski eşi olan diğer takip borçlusu …’nın işçisi olarak çalışmaya başladığında teminat senedi olarak verdiğini, bu senedin sahte olarak davacı alacaklı tarafından doldurularak takibe konulduğunu, bu konuda suç duyusunda bulunduğunu, yapılan soruşturma sonucu davacı alacaklı … ve … aleyhine Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nde dava açıldığını ve haklarında dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet hükmü kurulduğunu ileri sürmüş ve temyiz dilekçesine ekli olarak Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 27.09.2011 tarih, 2010/497 esas, 2011/890 sayılı kararını eklemiş olup, sözkonusu Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasının celbi ile mahkemece bu husus üzerinde durularak davacı alacağının gerçek bir alacak olup olmadığı konusunda değerlendirme yapılması, gerekirse kayıt ve belgeler üzerinde de inceleme yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi yerine eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bozma nedenine göre davalı … vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … ‘un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … ve …’a geri verilmesine 30.5.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.