YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/101
KARAR NO : 2020/4648
KARAR TARİHİ : 02.11.2020
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 04.04.2018 tarih ve 2017/118 E. – 2018/124 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 17.10.2019 tarih ve 2018/1550 E. – 2019/1024 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 2015/70637 sayılı “TEK TELEFON” markası için 09/35/38/41/42. Sınıflarda yer alan mal ve hizmetler için başvuru yaptığını, bu başvurunun ilanına müvekkili tarafından 7/1-a-c-d maddelerine dayanarak itiraz edildiğini, ancak itirazın nihai olarak reddedildiğini belirterek, 2015/70637 sayılı “TEK TELEFON” ibareli markanın reddine, TPMK YİDK’nın 24.01.2017 tarih ve 2017-M-598 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “TEK TELEFON” marka tescil başvurusunun davacının iddiasının aksine 556 S. KHK’nın 7/1-a-c-d maddeleri bakımından ayırt edici niteliğe haiz olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı TPMK vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun “Tek Telefon” şeklinde ön plana çıktığı, bu ibarenin markanın tanımında yer alan “bir teşebbüsün mal veya hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması” koşulunu sağladığı ve 556 sayılı KHK 7/1-a bendi kapsamında mutlak ret sebebi sayılmasa da 556 sayılı KHK’nın 7/1-c maddesinde “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar” marka olarak tescil edilemeyeceği ve mutlak ret sebebi olarak yer aldığı, başvuru ibaresinin “Tek Telefon” şeklinde 09,35,38,41 ve 42. Sınıflarda tanımlayıcı, vasıf bildirici nitelikte olduğundan ortalama tüketici nezdinde marka algısı yaratan bir ibare olarak görülemeyeceği, diğer yönden 556 sayılı KHK’nın 7/1-d maddesindeki “Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları münhasıran veya esas unsur olarak içeren markalar” marka olarak tescil edilemeyeceği ve mutlak ret sebebi olarak yer aldığından dava konusu başvuru ibaresinin “Tek Telefon” şeklinde 09,35,38,41 ve 42. Sınıflarda yaygın olarak ticaret hayatında herkesin kullanabileceği bir ibare olarak ortalama düzeydeki tüketici nezdinde bir algı oluşturduğu, bu açıdan bu ibarenin bir kişinin tekeline verilmesi mümkün görünmediğinden netice itibariyle dava konusu marka başvurusunun 556 sayılı KHK’nın 7/1-c-d maddesindeki mutlak red sebebi nedeniyle marka olarak tescili mümkün görülmediğinden YİDK kararı hatalı olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, TPMK’nın 2017-M-598 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu 2015/70637 sayılı marka tescilli olduğundan hükümsüzlüğüne, sicilden terkin edilmesine karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, istek halinde aşağıda yazılı 34,40 TL harcın temyiz eden davalılara iadesine, 02.11.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.