Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2018/5643 E. 2020/3542 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/5643
KARAR NO : 2020/3542
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Samsun Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 15/03/2018 tarih ve 2017/334 E.- 2018/197 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi’nce verilen 02.07.2018 tarih ve 2018/906 E.- 2018/956 K. sayılı kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 15.09.2020 günü hazır bulunan davacı vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalının eşi …adına kayıtlı …isimli işyeri arasında gerek neolite marka ürünler ve gerekse sair elektrik malzemelerinin satışı hususunda 4 yıllık bir ticari ilişki bulunduğunu, bu süreçte …adına işleri … takip ettiğini, müvekkili ile …arasındaki ticari ilişkinin 23.07.2014 tarihinden sonra değiştiğini ve davalı … ile komisyon ilişkisi şekline dönüştüğünü, davalıya komisyon sözleşmesi uyarınca teslim edildiği belirtilen 92.450 adet Neolite marka ampulün aynen iadesini bu mümkün olmadığı takdirde bedelinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının davalı ile aralarında komisyon sözleşmesi kurulduğunu ve dava konusu ampulleri bahse konu sözleşme uyarınca davalıya teslim ettiğini kesin delillerle ispat edemediği, yemin deliline başvurmayacağını da beyan ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle davalının 05.10.2014 tarihli ifadesinde …isimli işyerinin sahibinin eşi …olduğunu, bu işyerini eşi adına işlettiğini, yani ticari temsilci olduğunu belirttikten sonra açıklama yapmış olmasına, dava konusu ampullerle ilgili açıklamada bulunmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi’ne gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 18,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 23.09.2020 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

1- Dava, “pazarlamacılık sözleşmesi” kapsamında davalıya teslim edilen ve ticari ilişkinin son bulmasından sonra iade edilmeyen emtianın aynen iadesi istemine ilişkindir.
2- Davacı şirket vekili, müvekkilinin Neolite markalı tasarruf ampullerinin Türkiye tek satıcısı (distribütörü) olduğunu, daha önce davalının eşi ile komisyonculuk ilişkisi çerçevesinde devam eden ticari ilişkinin, 23.07.2014 tarihinden itibaren davalı ile devam ettiğini, davalıya bir araç tahsis edildiğini ve davalının müvekkiline ait ampulleri komisyon karşılığı pazarladığını ve ayrıca tahsilat yaptığını, davalının bir çok tahsilat makbuzunu kendi elyazısı ile doldurduğunu, taraflar arasındaki anlaşmanın süresi dolduğu halde davalının kendisine teslim edilen ampulleri iade etmediğini ileri sürmektedir.
3- Davalı savunmasında, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını ve ticari ilişkinin davacı ile dava dışı eşine ait …arasında olduğunu, dava konusu ampullerin kendisine irsaliye ile verilen ampuller olmadığını, ticari ilişki çerçevesinde …’ya verilen mallar olduğunu ileri sürerek husumet itirazında bulunmuştur.
4- Davalı hakkında yedieminlik görevini suistimal suçu kapsamında yapılan soruşturma sırasında, davalının zabıtada verdiği ve inkar etmediği savunmasında, “ Aydınlatma isimli işyerinin eşi Yurdagül’e ait olduğunu, işyerini kendisinin işlettiğini, 4 yıldır davacı şirketle ticari ilişkilerinin bulunduğunu, ayrıca güven ilişkisi çerçevesinde davacı şirketin işlerini takip ettiğini, prim karşılığı şirket adına satış yaptığını, bazen de …üzerinden satış yaptığını, şirketin kendisine bu uğurda Fiat Linea marka araç tahsis ettiğini, ancak davacı şirketin prim ödemelerini geciktirmesi nedeniyle aralarının bozulduğunu, davacı şirket müdürünün, kendisinin daha önce davacı şirkete verdiği çek ve senet bedellerinin derhal ödenmesini, aksi takdirde malları alıp gideceklerini söylediğini, kendisinin de hesaplaşmayı önerdiğini, çek ve senet bedellerinden, şirketin kendisine olan prim borçları ile arızalı malların bedelinin düşülmesini talep ettiğini anacak kabul etmediklerini” beyan ettiği anlaşılmaktadır.
5- 6098 sayılı TBK’nın 448.maddesinde yer alan “Pazarlamacılık sözleşmesi, pazarlamacının sürekli olarak, bir ticari işletme sahibi işveren hesabına ve işletmesinin dışında, her türlü işlemin yapılmasına aracılık etmeyi veya yazılı anlaşma varsa, bu anlaşmada belirtilen işlemleri yapmayı, işletme sahibi işverenin de buna karşılık ücret ödemeyi üstlendiği sözleşmedir” şeklindeki düzenlemeden de anlaşılacağı üzere, davacı şirketin davalıya özel araç tahsis etmiş olması, davalının gerek duruşmada, gerekse zabıtadaki samimi beyanları dikkate alındığında, taraflar arasında “Pazarlamacılık Sözleşmesi” bulunduğu, sözleşmenin yazılı yapılması zorunluluğunun bulunmadığı, bu durumda davalının bağlı tacir yardımcısı olduğu ve davacı şirketin talimatları ile bağlı olduğu, buna karşılık, davacının da prim/komisyon/ücret borcunu ödeme, masraflarını karşılama, aksi sözleşme ile kararlaştırılmadıkça aynı bölgede başkalarına faaliyet yetkisi vermeme gibi yükümlülükleri bulunmaktadır. TBK’nın 458.maddesi uyarınca ücret alacağı bulunan pazarlamacının “taşınırlar, kıymetli evrak ve tahsil yetkisine dayanarak müşterilerden almış olduğu paralar üzerinde hapis hakkına sahiptir”.
6- Somut olayda, mahkemece davalının pazarlamacı olduğu kabul edilerek, taraflar arasında pazarlamacılık ilişkisi çerçevesinde, TBK’nın 448 vd. maddeleri uyarınca, davalının alacak miktarının net bir şekilde tespit edilerek, bu miktar kadar alacağa tekabül eden mallar yönünden davalının hapis hakkı bulunduğu da gözetilerek, esasen davalının da kabulünde olduğu üzere, davalının davacıdan olan alacak miktarı, arızalı olmayan mallar bedelinden düşüldükten sonra kalan emtianın aynen iadesine karar verilmesi gerekirken, Türkiye tek satıcısı davacı tarafından davalıya teslim edilmediğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı kanaatinde olduğumuzdan, davanın reddine dair kararın onanmasına ilişkin Dairemiz çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.