YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1802
KARAR NO : 2020/3601
KARAR TARİHİ : 28.09.2020
MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 24.01.2019 tarih ve 2017/1112- 2019/87 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin taraf vekilleri tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin davalı şirkette 2.000’er payı bulunduğunu, 04.06.2013 tarihinde yapılan genel kurulun hazirun cetvelinin davacılara poliklinikte imzalattırıldığını, herhangi bir toplantının yapılmadığını, ortakların bir araya gelmediğini, gündemin, denetçi raporunu, bilançonun genel kurulda tartışılıp değerlendirilmediğini, finansal tabloların müvekkillerine verilmediğini, bilançonun gerçeği yansıtmadığını, şirketin gelirlerinin düşük gösterildiğini, genel kurulda seçilen denetçilerin, yönetim kurulu üyelerinden birisinin oğlu, diğerinin ise yönetim kurulu üyesinin kardeşi olduğunu, bu durumun TTK’nun 400. maddesine aykırılık teşkil ettiğini ileri sürerek, genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini, talepleri kabul edilmezse genel kurulun yasaya, ana sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla iptalini talep etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketin hisselerinin hamiline yazılı olduğunu, davacıların dava tarihi itibariyle hisse sahibi olup olmadıklarının bilinmediğini, husumet ehliyeti yönünden hisse senetlerinin ibraz edilmesi gerektiğini, davacıların genel kurula bizzat katıldıklarını, kararların oy birliği ile alındığını, bilanço ve gelir gider tablolarının genel kurul onayına sunulduğunu, kararlara muhalefet edilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporuna göre, davacılar vekilinin 7 nolu genel kurul kararı dışındaki iddialarının dayanaksız ve ispata muhtaç olduğu, iddialarını ispatlar nitelikte delillerin dosyaya sunulamadığı, alınan 7 nolu kararla 3 yıllığına denetçi olarak Yönetim kurulu üyesi …’in oğlu …’in ve …’in kardeşi …’in seçildiğini, TTK’nın 400/1-c maddesi uyarınca denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısımlarının denetçi olamayacağı, dolayısıyla denetçi olarak seçilen kişilerin denetçi olma yasağının bulunduğu, bu sebeple davalı şirketin 04.06.2013 tarihli genel kurulunda alınan 7 nolu denetçi seçimine ilişkin kararın TTK’nın 447/c hükmü uyarınca butlanla malul olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalı şirketin 04.06.2013 tarihli genel kurulunda alınan 7’nolu denetçi seçimine ilişkin kararın TTK.’nın 447/c hükmü uyarınca butlanla malul olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava anonim şirket genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespiti, şayet bu talep yerinde görülmezse genel kurulda alınan kararların iptali istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili hastane işletmekte olan davalı şirketin 04.06.2013 tarihli olağan genel kurul toplantısının fiilen yapılmadığını, ortakların toplanmadıklarını, hazirun cetvelinin işletilen hastanede doktor olan müvekkillerine poliklinikte imzalattırıldığını ileri sürerek anılan genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitini istemişse de, davacıların genel kurul toplantısında bulunanları tespit etmek maksadıyla düzenlenen hazirun cetvelinde imzalarının bulunması, anılan toplantının olağan şekilde, davacıların da katılımıyla gerçekleştiğine karine teşkil eder. Her ne kadar davacılar vekili bu durumun aksini tanıkları ve hastane protokol defteri vasıtasıyla ispatlayabilecekleri iddiasında bulunmuşsa da, davacıların herhangi bir ihtirazi kaydını içermeyen ve imzaları inkar dahi edilmeyen hazirun cetveli karşısında anılan toplantının fiilen gerçekleştirilmediği iddiasına itibar edilememiştir. Mahkemece de isabetli şekilde, genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemi yerinde görülmemiştir.
Ancak, mahkemece alınan kararların iptali istemi incelenirken iptal davalarında dava şartı olan ve 6102 sayılı Yasa’nın 446/1-a maddesinde düzenlenen toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy verilmesi ve muhalefetin tutanağa geçirtilmiş olması koşulunun öncelikle incelenerek, iptal isteminin dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, işin esasına girilerek 7 nolu karar dışındaki tüm kararlar yönünden iptali gerektirir iddialar ispatlanamadığından talebin reddine karar verilmesi doğru değil ise de, sonucu itibariyle doğru bulunan kararın açıklanan değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- 6102 sayılı TTK’nın yürürlüğe girmesiyle birlikte anonim şirketlerde denetim organı kaldırılmış olup, anonim şirketlerin kural olarak bağımsız denetime tabi olmaları esası kabul edilmiştir. Hangi anonim şirketlerin 397/4. madde yollamasıyla 398. maddeye göre bağımsız denetime tabi olacaklarının ise Cumhurbaşkanınca belirleneceği bu belirlemenin dışında kalan şirketlerin de 397/5. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanı tarafından çıkarılacak Yönetmelik hükümlerine göre denetleneceği düzenlenmiş ise de şimdiye kadar yönetmelik çıkartılmamıştır. Hangi büyüklükteki şirketlerin bağımsız denetime tabi olacakları ilk defa Bakanlar Kurulu’nun 19.12.2012 tarihli kararıyla belirlenmiş olup, bu karar son olarak 19.02.2019 tarihli yeni bir kararla güncellenmiştir (R.G.30688 s. 16.2.2019T).
Somut olayda, davalı şirketin dava konusu olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyesinin oğlu ve kardeşi iki kişi denetçi olarak seçilmiştir. TTK’nın 399/1 maddesi gereğince büyüklük itibariyle bağımsız denetime tabi şirketlerde bağımsız denetçi seçimi genel kurulun yetki ve görevi dahilinde ise de davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketlerden olduğu iddia ve ispat edilemediği gibi, denetçi olarak seçilen kişilerin Yasa’nın 400/1 maddesinde gösterilen ve Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişilerden olup olmadığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamamaktadır. Öte yandan, bir an için davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketlerden olduğu ve iptali istenen 04.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında alınan 7 nolu kararın bağımsız denetçi seçilmesi iradesine yönelik olduğu ve aranan nitelikleri haiz oldukları kabul edilse dahi, denetçi olarak seçilen dava dışı … ve …’in şirket yönetim kurulu üyesi …’in kardeşi ve oğlu oldukları görülmekle anılan genel kurul kararının TTK’nın 400/1-c ve 340. maddelerine aykırılık teşkil edeceği anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru olan bu kararın açıklanan bu değişik gerekçeyle onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 6100 sayılı HMK’nın 370/4. maddesi uyarınca sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 10,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden taraflardan ayrı ayrı alınmasına, 28.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.