YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3840
KARAR NO : 2020/6405
KARAR TARİHİ : 11.11.2020
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasındaki asıl ve birleşen alacak davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, … Mahallesi 967 ada 3 parsel sayılı hazineye ait taşınmaz üzerinde Maliye Bakanlığı’nın 21.09.1995 tarihli oluru ile davalıya irtifak hakkı tesisine karar verildiğini, 02.07.1996 tarihinde irtifak hakkı sözleşmesi yapıldığını ve 29 yıl süreli irtifak hakkı kurulduğunu, 17. yıl irtifak bedeli olan 60.305,00 TL ve teminat bedeli farkı olan 363,00 TL. nin davalıdan yazı ile istenmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek davalıdan gecikme faiziyle birlikte tahsilini talep ve dava etmiş, bu dosya ile birleştirilen 2013/277 E. sayılı dosya ile, aynı nedenle 18. yıl irtifak bedeli 61.439,00 TL. ve teminat bedeli farkı olan 1.084,00 TL’nin davalıdan yazı ile istenmesine rağmen ödenmediğini ileri sürerek davalıdan gecikme faiziyle birlikte tahsilini istemiş; ancak, yargılama sırasında 17 ve 18. yıl irtifak bedelleri ile teminat bedeli farklarının 28.02.2014 tarihinde ödendiğini belirterek ilgili alacaklara vade tarihlerinden ödeme tarihine kadar işlemiş faizinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 31.981,39 TL işlemiş faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, asıl ve birleşen dosya davacısı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1- 6100 sayılı HMK.’nun 297 ve devamı maddeleri gereğince bir davada istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekli olup, davaların birleştirilmesi durumunda da, asıl ve birleşen davaların birbirinden bağımsız, müstakil davalar olması nedeniyle, hüküm kısmında her bir dava hakkında o davaya ilişkin vekalet ücretleri ve mahkeme masraflarıyla birlikte ayrı ayrı hüküm kurulması zorunludur. Somut olayda, mahkemece, asıl ve birleşen
dava yönünden HMK’nun 297. ve devamı maddelerinde belirtildiği şekilde ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Yargılama sırasında davacı, 17 ve 18. yıl irtifak bedelleri ile teminat bedeli farklarının 28.02.2014 tarihinde ödendiğini belirterek sadece işlemiş faiz yönünden hüküm kurulmasını istemiş ve Mahkemece, 31.981,39 TL işlemiş faizin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Somut olayda, işlemiş faizin tahsiline dair kurulan hükmün yanında, davalı asıl alacak tutarını ödemiş olduğundan, Mahkemece, konusuz kalan işbu kısımla ilgili esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurulması gerekirken bu yönde bir hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiştir.
3- Bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, 3. bentte açıklanan nedenle tarafların temyiz itirazların incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalı tarafa iadesine, 6100 sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK’nın 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 11/11/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.