Yargıtay Kararı 10. Ceza Dairesi 2020/4247 E. 2020/3824 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4247
KARAR NO : 2020/3824
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

Adalet Bakanlığının, 14/05/2020 tarihli yazısı ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan sanık …’in mahkûmiyetine dair Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2019 tarihli ve 2018/848 esas, 2019/107 sayılı kararının kanun yararına bozulmasına yönelik talebi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 03/06/2020 tarihli ihbar yazısı ekinde dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşıldı.
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
A) Konuyla İlgili Bilgiler:
1- Sanık hakkında 18/07/2012 tarihinde işlediği iddia edilen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2015 tarihli ve 2014/113 esas, 2015/69 sayılı kararıyla TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 28/06/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 17/04/2015 tarihinde kesinleştiği,
2- Daha sonra, sanığın kanun yararına bozma talebine konu olan 18/06/2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2019 tarihli ve 2018/848 esas, 2019/107 sayılı kararıyla, sanığın TCK’nın 191/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hükmün açıklanması için Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesine ihbarda bulunulmasına karar verildiği, hükmün yasa yolu incelemesinden geçmeksizin kesinleştiği,
3- Yapılan ihbar üzerine Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/04/2019 tarihli ve 2019/79 esas, 2019/387 sayılı kararıyla 18/07/2012 tarihli ilk suça ilişkin hüküm açıklanarak sanığın mahkûmiyetine karar verildiği, hükmün istinaf incelemesinden geçerek kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
B) Kanun Yararına Bozma Talebi:
Kanun yararına bozma talebi ve ihbar yazısında, “Dosya kapsamına göre, her ne kadar Mahkemesince sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de, daha önce sanık hakkında atılı suçtan Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2015 tarihli ve 2014/113 esas, 2015/169 sayılı kararı ile 6545 sayılı Kanun ile eklenen 5320 sayılı Kanun’un 7/2. maddesi gereğince verilen zorunlu hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı bulunduğu, dosyaya konu 19/06/2018 tarihli suçun ise anılan kararın ihlali mahiyetinde olduğu ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağından cihetle sanık hakkında düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilerek, Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2019 tarihli ve 2018/848 esas, 2019/107 sayılı kararının bozulması istenmiştir.
C) Konunun Değerlendirilmesi:
18/07/2012 tarihli ilk suça ilişkin olarak yapılan yargılama sonucunda,
Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/02/2015 tarihli kararıyla, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinin anlaşılması karşısında,
Bu kararın 17/04/2015 tarihinde kesinleşmesinden sonra 5 yıllık denetim süresi içinde işlendiği iddia edilen 18/06/2018 tarihli ikinci suçun 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi gereğince, ilk suça ilişkin olarak 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanunun geçici 7/2. maddesi uyarınca verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının “ihlali” niteliğinde olup olmadığına ve buna bağlı olarak da hükmün açıklanıp açıklanmayacağına karar verilebilmesi için, ilk suça ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen davaya birleştirme talepli ihbarda bulunularak, bu davanın derdest hale gelmesi sağlandıktan sonra, ikinci suça ilişkin davanın ilk suça ilişkin davayla birleştirilmesine kararı verilmelidir.
Birleştirme kararı verildikten sonra da Mahkemece her iki suça ilişkin deliller birlikte değerlendirilerek, ikinci suç bakımından mahkûmiyete yeterli delil bulunduğu ve bu suçun ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlendiği tespit edilirse, ilk suça ilişkin hükmün açıklanmasına karar verilecektir. Bu durumda ikinci suç bakımından 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılma yasağı bulunduğundan sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılmalıdır.
Bu nedenle, ilk suçtan dolayı 6545 sayılı Kanun kapsamında verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararının denetim süresi içinde işlendiği iddia edilen ikinci suça ilişkin davanın, ilk suça ilişkin davayla birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken, mahkûmiyet karar verilmesinin yasaya aykırı olduğu anlaşılmıştır.
Bununla birlikte inceleme konusu dosyada ilk suça ilişkin olarak açıklanması geri bırakılan hüküm, denetim süresinde işlenen ikinci suçtan mahkûmiyet kararı verildiğinin ihbar edilmesi üzerine açıklanmış olduğundan bu aşamada birleştirme imkanı kalmaması nedeniyle, 6545 sayılı Kanunla değişik TCK’nın 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma yapılma yasağı bulunup sadece ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ihlali sayılması gereken ikinci suç bakımından davanın düşürülmesi gerektiğinden, kanun yararına bozma talebi kabul edilmiştir.
D) Karar:
Açıklanan nedenlere göre; denetim süresi içinde işlenen 18/06/2018 tarihli suç bakımından sanığın mahkûmiyetine dair Küçükçekmece 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 21/01/2019 tarihli ve 2018/848 esas, 2019/107 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA, aynı Kanunun 309. maddesinin 4. fıkrasının (d) bendinin verdiği yetkiye dayanılarak, TCK’nın 191/5 ve CMK’nın 223/8. maddeleri uyarınca kamu davasının DÜŞMESİNE, hükmolunan cezanın ortadan kaldırılmasına ve infaz edilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığına iletilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine, 21.09.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.