Yargıtay Kararı 3. Hukuk Dairesi 2011/19691 E. 2012/3881 K. 16.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/19691
KARAR NO : 2012/3881
KARAR TARİHİ : 16.02.2012

MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Dava dilekçesinde 28.605.30 TL alacağın faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Y A R G I T A Y K A R A R I
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili; Davalının Vakıflar Genel Müdürlüğünün kadrolu avukatı olduğunu, müvekkili lehine sonuçlanan dava ve icra takiplerinden dolayı karşı taraftan tahsil edilerek emanet hesaplarına yatırılan avukatlık ücretlerinden Vakıflar Genel Müdürlüğü … Bölge Müdürlüğünde çalışan bir kısım diğer avukatlarla birlikte davalıya da yasaların belirlediği limitlerin üstünde 1998-2007 döneminde avukatlık ücreti ödemesi yapıldığını, Başmüfettişi tarafından düzenlenen 26.12.2008 tarihli denetim raporunda fazla avukatlık ücreti ödendiğinin tespit edildiğini, 16.01.2009 tarihli olur yazıları ile fazla ödenen avukatlık ücretlerinin ilgili kişilerden tahsilinin sağlanmasının istenildiğini, Avukatlık Kanundaki değişiklik 657 sayılı kanunun 146.maddesindeki sınırlamayı kaldırmadığından yapılan ödemeler 657 sayılı kanunun 146.Maddesindeki düzenlemeye aykırılık ve sebepsiz zenginleşme oluşturduğunu beyan ederek, davalıya fazla ödenen 28.605,30 TL nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davanın öncelikle hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden, kabul edilmezse esastan reddini, faiz talebinin hukuki dayanağının bulunmadığını savunmuştur.
Mahkemece, “Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 23.10.2003 tarihli yazısı ile ödeme başlamış olup, dolayısıyla ödemenin sebepsiz olduğunu bu tarihte bilmesi gerektiğinden, hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddine” karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Uygulamada, hatalı intibak ve hatalı terfi gibi şart tasarrufun yanlış yapılması (veya sonradan geri alınması) halinde, daha önce bu şart tasarrufa dayanılarak memura yapılan fazla ödemenin idare hukuku ilkelerine göre geri istenebileceği ve geri isteme süresinin 60 gün olduğu, ancak şart tasarrufa dayanmayan salt hatalı ödemenin ise Borçlar Kanununun haksız iktisap kuralları çerçevesinde geri istenebileceği (HGK.5.12.1984 tarih ve 387/997 sayılı kararı) kabul edilegelmektedir.Sebepsiz zenginleşme nedeniyle, BK’nun 66.maddesindeki 1 yıllık zamanaşımı tüzel kişilerde dava açılmak üzere emir vermeye yetkili kişi veya organın zararı ve zarar vereni öğrenmesi ile başlar. Somut olayda Vakıflar Genel Müdür Vekili 16/01/2009 tarihinde bu davanın açılmasına olur vermekle (öğrenmekle) 1 yıllık zamanaşımının bu tarihte başladığı ve bu davanın 18/09/2009 tarihinde süresinde açıldığı düşünülmeden davanın bu nedenle de reddi doğru değildir.657 sayılı kanunun vekalet ücretine ilişkin 146. maddesi hükmü, 1136 sayılı kanunun 164. maddesine göre “özel kanun” niteliğinde olup, bu durumda 657 sayılı Yasada kurum avukatlarına verilecek vekalet ücretine ilişkin olarak farklı bir düzenleme yapılmadığı sürece, 1136 sayılı Avukatlık Kanununda 4667 sayılı kanunla yapılan değişikliğin kamu personeli statüsünde bulunan kurum avukatlarına ve bu arada davacıya ödenen vekalet ücretine uygulanan sınırlamayı kaldırdığından söz etmek mümkün olmadığı gibi, BK.nun 63. maddesindeki elden çıkarma olayı, yararlanma dışındaki durumları ifade eder. Elden çıkarılan şey haksız iktisap edenin faydasına veya zaruri ihtiyaçlarına harcandığı takdirde onun da geri verilmesi gerektiği kabul edilmektedir.O nedenle, Mahkemece anılan 146.maddede yer alan düzenleme uyarınca inceleme yapılarak, davalıya haksız ödenen miktar varsa bu miktar için davanın kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçe ile reddi cihetine gidilmesi doğru görülmemiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 16.02.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.