Yargıtay Kararı 11. Hukuk Dairesi 2020/2487 E. 2020/3592 K. 28.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2487
KARAR NO : 2020/3592
KARAR TARİHİ : 28.09.2020

MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada Sakarya 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 18/01/2018 tarih ve 2016/75 E.- 2018/128 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne – esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 20/09/2018 tarih ve 2018/449 E. – 2018/1086 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacının damper üretimi yapan davalının tedarikçisi olduğunu, emniyet stoğunda bekletilecek malzeme miktarının davalı şirket tarafından her yarı yıl için davacı şirkete gönderilen sipariş öngörü maili ile aylık miktarının belirlendiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin iptali halinde davalının davacı stoğundaki malzemeyi almayı taahhüt ettiğini, davalı şirketin kapanacağı duyumlarına istinaden davalı için özel hazırlanan malzemenin alınması davalıya bildirilmesine rağmen sözkonusu malzemenin alınmadığı ve bedelinin ödenmediğini belirterek 2015 yılı fiyat anlaşmasına göre davacı stoğunda bulunan 38.766,83 Euro malzeme bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı şirketin stok planlama çalışmasını sözleşmelere uygun yapmadığını, davalının davacıyı mağdur etmemek adına 6.193,60 Euro’luk listeyi kabul ettiğini ancak buna rağmen fiyat anlaşmasında belirlenen emniyet stok miktarının yedi kat fazlası malzemeyi davalıya satmaya çalışan davacının iyi niyetli olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, emniyet stoğunun siparişin süresinde teslimini sağlamayı amaçlayan bir uygulama olduğu ve davacının kesin siparişi üç hafta öncesinde verdiği nazara alındığında davacının bir sonraki ayda öngörülen sipariş miktarını, somut olayda 2015 yılı Ağustos ayı miktarını, emniyet stoğu olarak bulundurmasının zaruri olduğu, davalı şirket yetkilisinin davacı şirkete gönderdiği 15.07.2015 tarihli e-postada ve ekindeki tabloda 2015 yılı Ağustos ayı için bildirdiği öngörü sipariş miktarının davacı açısından esas alınabilecek emniyet stok miktarı olabileceği, bu rakamlara göre davacının elinde bulunan ve davalıdan sözleşme gereği satın alınmasını talep edebileceği stok değerinin 15.223,80 Euro olduğu, bakiye stok miktarı yönünden davalı şirketin satın alma zorunluluğunun bulunmadığı, davacının ürünleri teslime hazır olduğunu bildirmesi ve teslimin davalı tarafından kabul edilmemesi sebebiyle davalının temerrüde düştüğü gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 15.223,80 Euro’nun dava tarihinden itibaren işleyecek Devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinafa başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; davalı şirket tarafından davacı şirkete gönderilen 15.07.2015 tarihli e-postada 2015 yılı 2. yarı yılı için ihtiyaç duyulabilecek malzeme listesinde ağustos ayından yıl sonuna kadar aylık tahmini sipariş miktarlarının davacıya bildirildiği, aylık tahmini sipariş miktarı kadar emniyet stokunu bulundurmak zorunda olan davacının 2015 yılı Ağustos ayı için öngörülen sipariş miktarı kadar emniyet stoku bulundurmasının sözleşmenin sürdürülebilmesi için zorunlu olduğu, miktarın zamanla revize edildiğini kabul eden davalının sözleşmenin başlangıcında kararlaştırılan emniyet stokunu almakla yükümlü olduğunu ileri sürmesinin kabul edilebilir olmadığı gerekçesiyle hükmün esasına yönelik istinaf sebeblerinin yerinde olmadığı, davanın reddedilen kısmı 23.543,03 Euro olup karşılığı 78.162,00 TL üzerinden davalı yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin, vekalet ücreti takdirine ilişkin istinaf başvurusunun kabulüyle, kararın davalı yararına vekalet ücreti takdirine ilişkin kısmının kaldırılarak reddedilen kısım üzerinden hesaplanan nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, ilk bilirkişi raporu makine yüksek mühendisi ve mali müşavirden oluşan iki kişilik heyetten alınmış, rapora tarafların itirazı üzerine yalnızca mali müşavir bilirkişiden rapor alınmış her iki rapor arasında çelişki bulunmasına rağmen sözkonusu çelişki nedenleri giderilmeden tek kişilik bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmiştir. Mahkemece her iki bilirkişi raporu arasında çelişki olması nedeniyle bu çelişkinin giderilmesi için 3. bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken stok ve imalat konusunda teknik uzmanlığı bulunmayan tek kişilik mali müşavir kişiden alınan rapora itibar edilerek karar verilmesi doğru değildir. Mahkemece, imalat konusu ürünler hakkında aralarında bir makine mühendisinin de bulunduğu üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınarak 1. ve 2. raporlar arasındaki çelişki giderilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 28/09/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.