YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/15700
KARAR NO : 2013/9189
KARAR TARİHİ : 17.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait araç seyir halindeyken davalının bakım ve sorumluluğundaki rögar kapağının kırılıp yerinden çıkması sonucu meydana gelen kazada hasarlandığını ileri sürerek, araç hasarı ve gelir yoksunluğu nedeniyle toplam 17.499,90 TL.nın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre; davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılması, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36.maddesi ve HUMK’nun 73.maddesi (HMK 27.madde) uyarınca, çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.
Öte yandan, tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.
Somut olayda, 27.10.2011 tarihli duruşma oturumu için davacı vekili 26.10.2011 tarihinde mesleki mazeret dilekçesi vermiş olmasına karşın, mahkemece, taraflar gelmediğinden dava dosyasının işlemden kaldırılmasına karar verilmiş, davacı vekilinin 01.11.2011 tarihli müracaatı üzerine dosya ele alınarak 27.10.2011 tarihli ara karar kaldırılıp mazeret kabul edilmiş ve 25.1.2012 tarihine yeni duruşma günü verilmiş ise de bu husus davalı vekiline tebliğ edilmemiş ve bu tarihte davalı aleyhine tazminata hükmedilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, yeni duruşma günü davalı tarafa tebliğ edilmeyip yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.
Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 17.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.