Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/20225 E. 2020/11210 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/20225
KARAR NO : 2020/11210
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

Basit yaralama suçundan sanık …’nın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair …(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.02.2011 tarihli ve 2010/988 Esas, 2011/96 Karar sayılı kararının 05.04.2011 tarihinde kesinleştirilmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde 22.03.2016 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkum edildiğinin ihbar edilmesi üzerine, hükmün açıklanmasına, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 62/1 ve 52/2. maddeleri gereğince 3.000,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 30.04.2020 tarihli ve 2019/21137 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2020 tarihli ve 2020/47329 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamelerde;
5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin 10. fıkrasında ” Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı verilir.” şeklindeki düzenlemelere nazaran, somut olayda sanık hakkında verilen …(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesince 23.02.2011 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dair kesinleşme şerhi, mağdur …’ya gerekçeli kararın tebliğ edildiği tarih olan 28.03.2011 tarihi esas alınarak, 05.04.2011 olarak düzenlenmiş ise de; dosyada mağdur …’nın 17.02.2011 tarihinde şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan ettiği, bu nedenle itiraz hakkı bulunmayan mağdur …’ya kararın tebliğinin hükmün kesinleşme tarihine etkisinin bulunmadığı, savcılık makamınca bahse konu kararın görüldüsünün 07.03.2011 tarihinde yapıldığı ve itiraz süresi olan 7 günlük süre sonunda 15.03.2011 tarihinde kararın kesinleştiği, bu itibarla 5 yıllık denetim süresinin kesinleşme tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve 15.03.2016 tarihinde sona ereceği, bununla birlikte denetim süresi içerisinde işlendiği iddia edilen…46. Asliye Ceza Mahkemesinin 26.12.2017 tarihli ve 2016/276 Esas, 2017/471 sayılı kararına konu yeni suçun ise denetim süresinin bitiminden sonra, 22.03.2016 tarihinde işlendiği göz önüne alındığında, sanığın denetim süresi içerisinde suç işlemediği gözetilmeden, düşme kararı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Sanık hakkında açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanması suretiyle mahkumiyet kararı verilmiş ise de; …(Kapatılan) 2. Sulh Ceza Mahkemesinin 23.02.2011 tarihli ve 2010/988 Esas, 2011/96 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca itiraz kanun yoluna tabidir. İtiraz kanun yoluna başvurma süresine ilişkin esaslar CMK’nin 268/1. maddesinde; “Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
Dosya kapsamına göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar 23.02.2011 tarihinde sanığın yüzüne tefhim edilmiş olup ayrıca kararda Cumhuriyet savcısının 07.03.2011 tarihli “görüldü” şerhi bulunmaktadır. Mağdur … ise yargılama aşamasında sanık hakkında şikayetçi olmadığını bildirmiş ve davaya katılmamıştır. Bu nedenle mağdurun CMK’nin 234/1. maddesi gereğince itiraz yasa yoluna başvurma hakkı bulunmadığı halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar mahkemece mağdura da tebligat yapılmış ve kararın 28.02.2011 tarihinde mağdura tebliğ edilmesi üzerine de 05.04.2011 tarihinde kararın kesinleştirilmesi yapılmıştır. Oysa mağdurun verilen karara itiraz hakkı bulunmamaktadır. Kararın Cumhuriyet savcısının 07.03.2011 tarihli “görüldü” şerhi üzerine itiraz süresi sonu olan 15.03.2011 tarihinde kesinleştirilmesi gerekmektedir. Sanık ihbar konusu suçu ise doğru kesinleştirme tarihi olan 15.03.2011 tarihinden itibaren 5 yıllık denetim süresi sona erdikten sonra 22.03.2016 tarihinde işlemiştir. Böylece hükmün açıklanmasına karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Bu nedenlerle, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamede ileri sürülen düşünce yerinde görüldüğünden; …5. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.03.2019 tarihli ve 2019/47 Esas, 2019/41 Karar sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nin 309/4. maddesi gereğince kanun yararına BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.