YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4791
KARAR NO : 2012/5262
KARAR TARİHİ : 05.06.2012
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Satışın durdurulması ve icra emrinin iptali
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki davacılar tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
K A R A R
Borçlular hakkında başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ilamlı takipte 08.04.2009 tarihli ve 11448 yevmiye numaralı ipotek akit tablosuna ve hesap kat ihtarnamesine dayanılmıştır.
Borçlular dayanak ipoteğin kayıtsız şartsız borç ikrarını içermediği, borcun muaccel hale gelmediği ve alacaklının Kredi Kurumu olmayıp aralarında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapılamayacağını ileri sürerek takibin iptalini istemişler, mahkemesince istem icra emri tebligatından itibaren süresinde itiraz edilmediğinden reddedilmiştir.
İİK.nun 150/ı maddesinde “borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli krediler şeklinde işleyen nakdi veya gayrinakdi bir krediyi kullandıran tarafın ibraz ettiği ipotek akit tablosu, kayıtsız şartsız bir para borcunu ihtiva etmese dahi, krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafa ait cari hesabın kesilmesine veya kısa, orta uzun vadeli kredi hesabının muaccel kılınmasına ilişkin hesap özetinin veya gayrinakdi kredinin ödenmiş olması nedeniyle tazmin talebinin noter marifeti ile krediyi kullanan tarafa gönderildiğine dair noterden tasdikli bir sureti İcra Müdürlüğüne ibraz ederse İcra Müdürü İİK.nun 149. maddesi gereğince işlem yapar.” hükmüne yer verilmiştir.
İİK.nun 149. maddesi ise; ipotek akit tablosunun kayıtsız, şartsız para borcu ikrar’ı ihtiva etmesi ve alacağın muaccel olması halinde icra emri gönderileceğini öngörmektedir. Her ne kadar İİK.nun 150/ı maddesinde; krediye kullandıran taraf sözcüğüne yer verilmiş ise de, maddede yer verilen “borçlu cari hesap, kısa, orta, uzun vadeli kredi ve yarinakdi kredi” terimleri münhasıran banka hukukuna ait terimlerdir. Banka hukukunda borçlu cari hesap “banka müşterisinin bir limit dahilinde çeşitli nakdi ve gayrinakdi kredileri kullandığı” (yani hesaptan para çektiği, havale ve temlik yaptığı ya da teminat mektubu, aval ve kefalet gibi bankanın itibarına dayanan krediler talep ettiği) sözleşmeyi ifade eder. Banka müşterisi borçlu cari hesabın vadeli olması halinde vade sonunda, vadesiz olması halinde ise hesap kesilerek sözleşme sona erdirildiğinde kredi borcunu ödeyebileceği gibi, kredi süresi içinde de vadesi gelmemiş kredi borcunu kısmen veya tamamen ödeyerek cari hesaptaki borcunu her zaman azaltabilir ve sıfırlayabilir. Ne var ki, borcundan fazla ödeme yaparak alacaklı duruma geçemez. Dolayısıyla İİK.nun 150/ı. maddesinde anılan “borçlu cari hesap” terimi her türlü cari hesap sözleşmesini kapsayacak genişlikte değildir. Borçlu cari hesap, Ticaret Kanununun 87. maddesindeki tanımda yer verilen “birbirinden olan alacakları ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçmek” unsurunu içermediğinden TTK.nun da belirlenen bir cari hesap sözleşmesi değildir (Prof. Dr. Ali Can Budak, İpoteğin Paraya Çevrilmesi Yoluyla İlamlı Takipler sayfa 165) Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli nakdi veya gayrinakdi kredi şeklinde işleyen sözleşmelere bankaların dışında başka bir gerçek veya tüzel kişinin taraf olması yürürlükteki durum karşısında kural olarak söz konusu değildir. Bu nedenle maddedeki ayrıcalıktan sadece bankalar yararlanabilir ve İİK.nun 150/ı maddesinde yer verilen borçlu cari hesap şeklinde işleyen krediyi kullandıran tarafın ancak bir banka olabileceğinin kabulü gerekir. (Erdal Tercan-İpoteğin Paraya Çevrilmesinde Kredi Kurumlarının Özel Durumu sayfa 90).
Yukarıda yapılan açıklamalar ve belirtilen görüşlerden de varılacak sonuca göre icra takibi kayıtsız, şartsız borç ipoteğine değil de, somut olayda olduğu gibi üst sınır (limit) ipoteğine dayalı olarak başlatılmış ise alacaklı banka ancak maddede sözü edilen krediler nedeniyle borçluya İİK.nun 68/b anlamında hesap özeti veya kat ihtarı tebliğ ettirmiş (veya tebliğ ettirmiş sayılabilmiş) ise ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip yapabilir. İcra takibine dayanak ihtarnamelerde söz edilen “cari hesap sözleşmesi” bankaların kullandırdığı İİK.nun 150/ı- maddesinde yazılı nitelikte bir kredi sözleşmesi olmadığından ve alacağın varlığı ile muaccel olup olmadığı hususu yargılamayı gerektirdiğinden ilamlı icra yolu ile takibe konu edilemez.
Bu durumda mahkemece şikayetin kabulü gerekirken bu husus gözardı edilerek istemin reddi yönünden hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ: Borçluların temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK.nun 366 ve HUMK.nun 428.maddeleri gereğince BOZULMASINA, 05.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.