Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/7142 E. 2020/11600 K. 23.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7142
KARAR NO : 2020/11600
KARAR TARİHİ : 23.09.2020

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kasten yaralama
HÜKÜM : Mahkumiyet

Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunarak;
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Mağdur … vekilinin 20.05.2016 tarihli temyiz dilekçesi içeriğinden, sanık … hakkında verilen mahkumiyet hükmünü vekalet ücreti yönünden mağdur sıfatıyla temyiz ettiği, mağdur sanık … hakkında mağdur sanık …’e yönelik kasten yaralama eylemi nedeniyle verilen düşme kararına ilişkin temyiz talebinin bulunmadığı anlaşılarak yapılan incelemede;
1) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin mağdur … vekilinin temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Mağdur …’ın 08.03.2016 tarihli celsede sanıktan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini beyan etmesi karşısında, katılan sıfatını ortadan kalkan mağdurun hükmü temyiz hakkı bulunmadığından mağdur vekilinin temyiz isteminin 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesi ile değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunun 1412 sayılı CMUK’un 317. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak REDDİNE,
2) Sanık … hakkında kasten yaralama suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
a) Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 86/1 ve 86/3-e maddeleri uyarınca belirlenen 1 yıl 6 ay hapis cezasının, TCK’nin 87/1-d maddesi uyarınca bir kat artırılmasıyla 2 yıl 12 ay hapis cezası olarak belirlenmesinden sonra, aynı maddenin son fıkrası uyarınca 5 yıl hapis cezasına hükmedilmesi yerine, denetime imkan vermeyecek şekilde TCK’nin 87/1-d-son maddesi uyarınca doğrudan 5 yıl hapis cezası verilmesi suretiyle TCK’nin 61. maddesine aykırı davranılması,
b) Oluşa ve dosya kapsamına göre, tarafların olayın başlangıcına ilişkin anlatımlarında farklılık bulunması, olayda sanığın da yaralanması ve sanığın aksi ispatlanamayan savunması karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.10.2002 tarih ve 2002/4 – 238 Esas ve 367 Karar sayılı kararı ve bu kararla uyumlu ceza dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği durumlarda, sanık lehine TCK’nin 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükümlerinin asgari oranda uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih ve 2014/140 Esas – 2015/85 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesindeki bazı ibarelerin iptal edilmesi nedeniyle, hak yoksunlukları yönünden sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz sebepleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi ile yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca isteme uygun olarak BOZULMASINA, 23.09.2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.