Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2012/16652 E. 2013/15970 K. 12.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16652
KARAR NO : 2013/15970
KARAR TARİHİ : 12.09.2013

Mahkemesi :İş Mahkemesi

Dava, yersiz ödenen yaşlılık aylıklarının tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatına hükmedilmesi istemine ilişkindir.
Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1-) Davalı vekilinin temyiz itirazları incelendiğinde;
Hüküm, 13.04.2012 tarihinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de, vekaletnamesinde temyizden feragat yetkisi bulunduğu anlaşılan vekilin verdiği yetki belgesine istinaden 14.08.2012 havale tarihli dilekçe ile temyiz hakkından feragat edildiğinin bildirilmiş olması karşısında, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin feragat sebebiyle REDDİNE,
2-) Davacı Kurum vekilinin temyiz itirazlarına gelince;
Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,
Davalıya yersiz ödendiği ileri sürülen yaşlılık aylıklarının yasal faiziyle birlikte geri alınması için başlatılan icra takibine yönelik itiraz üzerine açılan davanın yasal dayanaklarından olan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinin ikinci fıkrasında, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse alacaklı yararına ve istem üzerine tarafların durumuna, davanın ve hüküm altına alınan şeyin tahammülüne göre, davaya konu asıl alacak tutarının %40’ından aşağı olmamak üzere uygun bir tazminata karar verileceği yönünde düzenleme öngörülmüştür.
İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir. Buna göre, alacağın likit nitelikte olduğunun kabulü için borçlu tarafından tutarın araştırılarak belirlenmesi olanağının varlığı yeterlidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında dava değerlendirildiğinde, asıl alacak niteliğindeki yersiz ödenen ve hüküm altına alınan aylıkların, icra takip ve dava tarihi itibarıyla varlığı ve tutarının belli ve sabit, dolayısıyla likit nitelikte olduğu belirgin bulunduğundan, takibe haksız itiraz eden davalı borçlunun, davacı alacaklı Kurum yararına hüküm altına alınan asıl alacak tutarının %40’ı oranında tazminatla sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece yanılgılı değerlendirme sonucu, anılan istemin tümden reddi yönünde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Ne var ki; bu aykırılığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesinin yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır.
SONUÇ: Hüküm fıkrasında yer alan “İcra inkar tazminatı alınmasına yer olmadığına,” ilişkin paragrafın silinerek, yerine “Hüküm altına alınan 23.450,00 TL asıl alacak tutarı üzerinden %40 oranına göre hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacı Kurum’a verilmesine” cümlesinin yazılmasına, gerekçenin de bu esasa göre düzeltilmesine ve hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.