YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/11308
KARAR NO : 2012/19932
KARAR TARİHİ : 05.12.2012
MAHKEMESİ:FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 14/10/2010 tarih ve 2008/269-2010/245 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl davada davacı vekili, davalı şirketin “Bintepe” ibareli marka başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın davalı TPE tarafından reddedildiğini, verilen ret kararının doğru olmadığını, zira tescil olunmak istenen ibarenin müvekkilinin tescilli ticaret unvanındaki ayırt edici ibare ile aynı olduğunu, müvekkili ile davalı şirketin aynı kasabada ve aynı sektörde faaliyet gösterdikleri gözetildiğinde davalı şirketin müvekkilinin önünü kesmek için kötüniyetli olarak başvuru yaptığını, öte yandan müvekkilinin söz konusu ibare üzerinde tescilsiz kullanım yoluyla da hak sahibi bulunduğunu ileri sürerek, TPE YİDK’nun 2008-M-3377 sayılı kararının iptaline, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacının eskiye dayalı kullanım olduğunu gösterir yeterli bilgi ve belge sunmadığını, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “BİNTEPE” markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, bu markaya kullanım ile ayırt edicilik kazandırdığını, davacının, müvekkilinin “BİNTEPE” markasına kazandırdığı ünden istifade etmeye çalıştığını, davacı tarafın tescilli bir markasının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili şirketin “BİNTEPELER” ibaresini 29. ve 35. sınıflarda marka olarak tescil ettirmek için davalı kuruma yaptığı başvurunun, davalı şirkete ait “BİNTEPE” markası gerekçe gösterilerek reddedildiğini, oysa müvekkilinin tescilli ticaret unvanının ayırt edici kısmını marka olarak tescil ettirmek istediğini ve bu ibare üzerinde müvekkilinin hak sahibi olduğunu, redde mesnet markanın kötüniyetle tescil edildiğini ileri sürerek, TPE YİDK’nun 2008-M-6134 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, dava konusu ibarenin daha önce tescil edilmiş bir marka ile ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkilinin “BİNTEPE” markasını meşhur ve maruf hale getirdiğini, davacının müvekkiline ait markadan faydalanmak istediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl davaya konu davalıya ait “BİNTEPE” ibareli başvurunun 07.09.2006 tarihinde gerçekleştiği, davacının ticaret unvanının “Bintepeler Zeytin ve Zeytinyağı Tarım Ürünleri Ticareti İmalatı İthalat ve İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi” şeklinde olduğu, davacının ticaret unvanının esaslı ve ayırt edici unsurunun “BİNTEPELER”, davalı başvurusunun ise “BİNTEPE” ibaresinden oluştuğu, her iki ibare arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu, davacının unvanının 18.08.2006 tarihinde tescil, 31.08.2006 tarihinde ise ilan edilmesi karşısında ibare üzerindeki öncelik hakkının davacıya ait olduğu, TTK’nun 52. ve 556 sayılı KHK’nin 8/V maddesi kapsamında davalının marka başvurusunun tescil edilemeyeceği, davacı ile birlikte küçük bir kasabada faaliyet gösteren davalı şirketin davacının unvan tescilinden habersiz olduğunun düşünülemeyeceği, 1995 yılından beri aynı bölgede faaliyet gösteren bir şirketin bu bölgedeki bir yer adını marka olarak tanıtma girişiminin bir başka şirketin piyasaya girmesi ve bu bölge adının ticaret unvanında kullanılmasının hemen ardından gerçekleşmesinin başvurunun kötü niyetli olduğunu ortaya koyduğu, davalı markasının kullanımla da ayırt edicilik kazanmadığı, TPE YİDK’nun 2008-M-3377 sayılı kararının yerinde olmadığı, birleşen davaya konu YİDK kararının isabetinin de esasen 2008-M-3377 sayılı önceki tarihli YİDK kararının isabetine bağlı bulunduğu, sonraki tarihli YİDK kararının dayandığı gerekçenin, davalı TPE’nin önceki tarihli ve hukuka aykırı kararına dayalı olduğundan işbu kararın da usul ve yasaya uygun bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, TPE YİDK’nun 2008-M-3377 sayılı kararının iptaline, 2006/43121 sayılı markanın hükümsüzlüğüne, birleşen davanın kısmen kabulüne, TPE YİDK’nun 2008-M-6134 sayılı kararının iptaline, tescil prosedürünün tamamlanması yönündeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalılar vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 23.90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalılardan ayrı ayrı alınmasına, 05/12/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.