Yargıtay Kararı 8. Hukuk Dairesi 2012/132 E. 2012/5213 K. 04.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 8. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/132
KARAR NO : 2012/5213
KARAR TARİHİ : 04.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Tapu iptali ve tescil

… ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kabulüne dair …. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 07.07.2011 gün ve 163/163 sayılı hükmün Yargıtay’ca incelenmesi Hazine vekili tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı 591 ada 28 parsel sayılı taşınmazı onüç yıldır kullanmakta olduğunu, satın aldığı 4000 m2 miktarındaki arazinin kayıt ve inceleme hatası sonucu davalı … adına tespit ve tescil edildiğini, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı … vekili kazanma koşullarının oluşmadığını, dava konusu yerde davacının yeterli zilyetliği bulunmadığından davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu yerin 14-15 yıldır davacının zilyetliğinde olduğu ve tescil koşulları oluştuğundan davanın kabulüne, 591 ada 28 parsel sayılı Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline 27.05.2011 tarihli teknik bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına, karar verilmesi üzerine; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastrodan önceki zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Uyuşmazlık konusu 591 ada 28 sayılı parsel ham toprak niteliğiyle 09.03.2007 tarihinde Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde, dava konusu yerin onüç yıldır zilyetliğinde bulunduğunu bildirmiş, yargılamanın ilk oturumunda da dava dilekçesini aynen tekrar ettiğini beyan etmiştir. Davacı iddiasını ispatlamak için delil listesinde; 10.10.1983 tarihli Zilyet Devir Satış Senedi ve 29.12.1997 tarihli Zilyet Devri Suretiyle Tarla Satış Senedine dayanmıştır. Anılan harici satış senetleri incelendiğinde davacının taraf olmadığı görülmektedir. 10.10.1983 tarihli senet kapsamından davacının oğlu Ömer Koca’nın dava dışı beş dönüm taşınmaz aldığı, yine 29.12.1997 tarihli senet ile de davacının oğulları …ve …nın dava dışı …’dan üç dönüm taşınmaz aldıkları anlaşılmaktadır.
Keşif sonrası dosyaya sunulan 27.05.2011 tarihli Teknik Bilirkişi Süleyman Türkanlı raporunda; 29.12.1997 tarihli harici satış senedinin mevki ve hudutları itibariyle dava konusu yere aynen uyduğu ve senet sınırlarının 591 ada 28 parselin tamamını kapsadığı belirtilmiştir. Davacınn dava dilekçesi ve oturumdaki beyanları ile dosyada mevcut harici satış senetlerinde dava konusu taşınmaz üzerinde TMK.nun 713/1 maddesi ve 3402 sayılı Yasanın 14.maddesinde düzenlenmiş olan yirmi yıl aralıksız ve çekişmesiz kazanmayı sağlayan zilyetlik koşulu gerçekleşmediği gibi alıcıların dava konusu taşınmazı mevki ve sınırları itibariyle uyan 29.12.1997 tarihli harici satış senedin alıcıları ve davacının oğulları olan Ömer Koca ile Hasan Koca’nın taşınmazı davacıya devrettikleri veya babaları adına vekaleten taşınmazı aldıkları konusunda bilgi ve belge mevcut olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Böyle bir durumda davacının TMK.nun 996. maddesi uyarınca satıcı ile alıcıların eklemeli zilyetliklerinden yararlanması olanağı bulunmamaktadır. Bundan ayrı bağımsız zilyetliği de 20 yıla ulaşmamaktadır.
Davalı … vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı görülen yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK.nun Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 04.06.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.