Yargıtay Kararı 3. Ceza Dairesi 2020/19465 E. 2020/11216 K. 21.09.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 3. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/19465
KARAR NO : 2020/11216
KARAR TARİHİ : 21.09.2020

Basit yaralama suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.240,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl süre ile denetime tâbi tutulmasına dair … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/454 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararına katılan kurum vekilince vekalet ücreti yönünden yapılan itirazın kabulüne ilişkin … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2020 tarihli ve 2020/40 değişik iş sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 25.03.2020 tarihli ve 2020/1729 sayılı yazısıyla kanun yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.05.2020 tarihli ve 2020/44770 sayılı tebliğnamesi ile Dairemize gönderilmekle incelendi.
Mezkur ihbarnamede;
1) Dosya kapsamına göre;
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 04.04.2019 tarihli ve… Karar sayılı ilamında “…. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 41. maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun’un 20/2. maddesi gereğince Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı, ayrıca sanığın mahkumiyeti halinde suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılan kişiler lehine sanığın vekalet ücretine mahkum edilebileceği de dikkate alındığında, sanığın ikinci bir vekalet ücretine mahkum edilmesi suretiyle maddi zarara uğratılmasının da hakkaniyete uygun olmayacağı gözetilmeden katılan Bakanlık vekili lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ….” şeklinde yer alan açıklamalar karşısında, somut olayda, … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin30.04.2019 tarihli tensip zaptının katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına tebliğ edilmesi üzerine Bakanlık vekilinin 25.09.2019 tarihli katılma dilekçesiyle sadece davaya katıldığı, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu ve suçtan zarar görmediği gözetilmeden, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine karar verilmesinde;
2) Kabule göre de;
İtiraz merciince vekâlet ücreti yönünden itirazın kabulüyle yerel Mahkemenin kararının kaldırılmasına, gereği için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği anlaşılmış ise de, 5271 sayılı Kanun’un “İtiraz yerinde görülürse merci, aynı zamanda itiraz konusu hakkında da karar verir” şeklindeki 271/2. maddesi nazara alınarak, söz konusu eksikliğin itiraz merciince giderilebilecek eksikliklerden olduğu gözetilmeden, itiraz konusu hakkında bir karar verilmemesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14/1. maddesinin “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki hükmü karşısında, kendisini vekille temsil ettiren katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı lehine, sanık aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmektedir.
İncelenen dosya kapsamına göre; sanık … hakkında eşini kasten basit yaralama suçundan yapılan yargılamada, sanığın eşi … ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı davaya katılmış, katılan Kurum kendisini vekille temsil ettirmiş ve yargılama sonucunda sanığın … 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.10.2019 tarihli ve 2019/454 Esas, 2019/372 Karar sayılı kararı ile sanığın eşi …’ı basit yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 86/2, 86/3-a, 29, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 2.240,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiştir.
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara sanık tarafından itiraz edilmesi üzerine … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2019 tarihli ve 2019/1004 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiş ise de; daha sonra katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin itirazı üzerine … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2020 tarihli ve 2020/40 değişik iş sayılı kararı ile katılan Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden bahisle vekalet ücreti yönünden itirazın kabulüne ve kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Açıklanan bu nedenlerle, … 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.01.2020 tarihli ve 2020/40 değişik iş sayılı kararına yönelik, Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma isteyen yazısına dayanan tebliğnamedeki yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.